Merhaba Ziyaretçi; Bugün Saat
HER İŞTE LİYAKAT
 

Sait Sadi MOLA

sadimola@gmail.com


 

 

Liyakat, Türk Dil Kurumu’nun sözlüğünde “Bir kimsenin, kendisine iş verilmeye uygunluğu, yaraşırlık durumu olarak tanımlanmıştır. Halk arasında ise bir işe layık olma, uygun olma anlamları taşımaktadır.

Liyakatın önemi dinimizde de çok büyük önem sahiptir. Zira Nisa süresi 58.ayette işin ehline verilmesi ile ilgili Türkçe meailinde “Şüphe yok ki Allah size, emânetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hüküm verdiğiniz zaman adâletle hükmetmenizi emreder! Doğrusu Allah, bununla size ne güzel nasîhat veriyor! Şübhesiz ki Allah, Semî’ (herşeyi işiten)dir, Basîr (hakkıyla gören)dir.)” şeklinde bizlere önemli bir mesaj ve öğüt verilmektedir.

Aynı şekilde devlet yönetiminde de ülkemizde devlet memurları kanunu 2.maddesinde Liyakat: “Devlet kamu hizmetleri görevlerine girmeyi, sınıflar içinde ilerleme ve yükselmeyi, görevin sona erdirilmesini liyakat sistemine dayandırmak ve bu sistemin eşit imkanlarla uygulanmasında Devlet memurlarını güvenliğe sahip kılmaktır.” düşüncesiyle liyakatı devlet yönetiminde esas kılmak amaçlanmıştır.

Günümüzde sadece resmi işlemlerde değil günlük yaşantımızda bile liyakatın, işin ehline teslim edilmesinin, işin ehlince yapılmasının ve ehli kişilerin seçilmesinin önemi çok açıktır. Örneğin evimizde elektrik,su tesisatı veya kalebodur türü yapı işlerimizde dahi ehil kişilerce yapılması önem arz eder. Zira yaşamımızın büyük bir kısmını geçirdiğimiz evlerimizde işin ehlince yapılmamasının doğuracağı sonuçları hem maddi hem de manevi olarak sıkıntısını çekebileceğizdir.

Aynı şekilde işlerimizde dahi gerek resmi gerekse özel kurumlarda ilişkilerimizde yapmamız gereken bir takım prosedürlerde işin ehline teslim edilmemesini doğurduğu maddi ve manevi kayıplar bulunmaktadır.

Liyakatte esas olan siyasi ve bir takım gerek akraba gerekse de düşünce olarak yakınlığın değil verilen iş için yeterli bilgi, birikim ya da yeteneğin aranmasıdır. Zira günümüzde maalesef yaygın olarak siyasi düşünce ile liyakat sisteminin yer değiştirdiğini, liyakatin yerini kendisini destekleyeni, düşüncesine göre hareket edeni öne çıkarmak, işini düzenli ve iyi şekilde yapmaya çalışanı düşüncesini desteklemiyorsa arka plana atmanın yaygınlaştığını görmekteyiz. Bunun da gerek kamu yönetiminde gerekse de günlük yaşantımızda bozulma ve çürümenin başlamasına sebep olduğu açıkça görülmektedir.

Kaldı ki sadece keyfice istediğiniz kişinin belli yerlere gelmesi değil hakkaniyet ve adaletin de ortadan kalkmaya başlaması liyakatle alakalı en önemli kriterlerdir. Adaletin olmadığı bir düzende toplumsal uzlaşı ve düzgün bir yaşam söz konusu olamayacaktır.

Özellikle siyasi kurumların kendisine yakın kişileri gerek yerel yönetimde gerekse merkezi yönetimde liyakat kriterlerini göz ardı ederek tamamen inisiyatifle kişilerin yer değiştirmeleri, bir takım görevlere görevin bağdaştırdığı ve gerekli olan özelliği taşımayan kişilerce işgalini ve bununla da bütün işlemlerde şahıs lehine ama kamu aleyhine faaliyetlerin yapılmasını sağlamak amaçlandığı görülmektedir.

Halbuki özellikle Osmanlı’ya geri dönüşü, Osmanlı’nın güzel özelliklerini alarak büyük devlet olma arzusunun var olduğu bir dönemde ne acıdır ki Osmanlı’ya en çok zarar vermiş özelliklerinin uygulanarak güçlü olmaya çalışılmaktadır. Güçlü bir ülke için adalete ve hakkaniyete dayalı bir sistemin kurulması, özellikle devlet yönetiminde görevlendirilecek kişilerin siyasi düşüncenizde olsun olmasın işini düzgün, dürüst ve doğru yapan kişilerde oluşmasının sağlanması gerekmektedir. Liyakate dayalı atanan, görevlendirilen kişilerin daha sonra liyakatli olmadıkları ya da liyakat özelliklerini kaybettikleri ortamda aynı şekilde görevden alınmalarının da adaletli şekilde sağlanması gerekmektedir. Bu şekilde bir sistemin kurulamaması durumunda kargaşa, kutuplaşma ve yozlaşma gözlenmelidir. Zira yönetimde bu tür düzensizliklerin yol açacağı ciddi sorun ve zararlar söz konusudur. Rüşvet, iltimas ve işlerin geç ve düzgün şekilde işlememesi gibi ahlaksızlık ve adaletsizliklerin çoğalacağı ve önü alınamayan toplumsal sorunların ortaya çıkacağı muhakkaktır.

Hiç şüphe yok ki tüm toplumun arzuladığı adil ve düzgün işleyen bir toplum yapısıdır. Kötünün cezalandırıldığı ve aynı zamanda ıslah edildiği ve iyinin ödüllendirildiği ve yükseltildiği bir yapının güçlü bir devlet yapısı ve ülke varlığına, sağlıklı bir toplum yapısını ortaya çıkaracağı muhakkaktır.

Özellikle Avrupa ülkelerinde İngiltere örneğini paylaşmak istiyorum. Zira İngiltere yazılı bir anayasası olmayan tamamen geleneksel düşünceyle ve otomatik bir mekanizmayla yürütülen bir kanun sistemine dayanmaktadır. Kaldı ki krallık yönetiminin  de söz konusu olduğu bir ülke olması açısından da dikkate değer bir örnektir. Zira babadan oğula geçen bir geleneksel yapı ile birlikte işleyen liyakat sistemiyle siyasi kayırmacılığın keskin şekilde ayrıldığı bir ülke modeli olarak karşımızda durmaktadır. Böyle bir yapı içerisinde ülkenin hangi siyasi parti tarafından yönetildiğinin bir önemi kalmamaktadır.

Öte yandan ülke yönetiminde hükümetlerin demokrasilerin bir özelliği olan seçim sistemlerinde halka hesap verme zorunluluklarının olması ve karşılığında göreve devam edip etmeyeceğinin belirlenmesinde de kendi kadrosunu kurmasının önemi bulunmaktadır. Dolayısıyla tamamen liyakat ilkesinin siyasi kararlar alınan ve uygulamalar yapılan özellikle bürokrasi tarafında uygulanması zor görünmektedir. Çünkü işleyişin sağlanması ve bir takım plan ve programların uygulanması için kendinize bağlı yöneticilerin atanması da kaçınılmazdır. Kaldı ki anayasa ve kanunlarımızın bu konuda esnekliği bulunmaktadır. Fakat bu tür esneklikte bile liyakat esasının gözetilmesi ve seçenekler arasında işin ehline verilmesinin sağlanması büyük önem arz etmektedir.

Kamu yönetimimizde ve hayatın her alanında liyakatin esas alınmasının önemi her geçen gün artmaktadır. Son yıllarda yaşanan ve tamamen şahsi düşüncelere dayalı görevlendirmelerin ülkenin geleceği açısından ciddi sorunlara yol açmaya başladığının göstergeleri her gün farklı zaman ve konular için ortaya çıkmaktadır. Bunun için uygulamada liyakatin tekrar kriter olarak esas alınması ve tamamen yapısal olarak da gerekli düzenlemelerin yapılarak adeta geleneksel yapıya ve vazgeçilmez unsurlara dönüştürülmesi şarttır.

Hoşça ve sağlıcakla kalın.

Vesselam

Sait Sadi MOLA (saitsadimola@gmail.com)

BİLGİLER
tarafından 01 Ağustos 2015 - 12:18 tarihinde yayınlandı.
OKUNMA
Bu Yazı Şuana Kadar 738 kez Okunmuştur.
ETİKETLER
PAYLAŞ
Yorum yapın
İsim
:
E-Posta
:
WebSite
:
Yorumunuz
:
Üye Girişi
Kullanıcı Adı
:
Şifre
:
Şifremi Unuttum?
KASTAMONU'da 5 Günlük Hava Tahmini
Yazarlarımız
yazar

Edep ve Üslup Fakirleri

tüm yazıları için tıklayın...
yazar

Yeşil Serin Beton Sıcaktır

tüm yazıları için tıklayın...
yazar

HER İŞTE LİYAKAT

tüm yazıları için tıklayın...
yazar

Genç Adam

tüm yazıları için tıklayın...
yazar

Yaşı Olmayan Okul Çocukları

tüm yazıları için tıklayın...
yazar

Çiçeklerin Kavgası

tüm yazıları için tıklayın...
yazar

Nûrun Uzun Zaman Makamlarda kalışı

tüm yazıları için tıklayın...
Anket
Sitemizin Yeni Tasarımını Nasıl Buldunuz?
Gayet Güzel
İyi
Normal
İdare eder
Kötü
Son Yorumlar