Mutlu BEZMEK
Mutluluk nedir sizce? Mutluluk! Ne olağanüstü, ne ele avuca sığmaz bir sözcük. Bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli ulaşılmasından doğan haz mı mutluluk? Her insanın olmak istediği, ancak çoğumuzun tam olarak tanımlayamadığı bir kavram mı, ulaşılması zor ve çok uzakta olan? Hem zaten mutluluk gerçekten var mıdır? Olsa bile mutluluk neden çok kısa sürer? Neden çoğumuz mutsuzluğun ne olduğunu çok daha iyi biliriz? Zaman akıp hızla geçerken yaşamımızdan, mutluluğun farkına varamıyoruz. Çocukken hemen büyümek istiyoruz. Okul bitiyor, iş istiyoruz, mutlu olmak için. İşe girince evlilik aklımıza geliyor, hani elimiz ekmek tuttu ya. Evlenince her şeyin tamam olacağına inanıyoruz. Bakıyoruz, bitmiyor istek ve beklentilerimiz hayattan. Bu defa da çocuk istiyoruz. Birinci çocuk olunca hemen ardından ikincisi… Ve böylece her şeyin tamam olacağına, mutlu olacağımıza inanıyoruz. Sonra çocuklar büyüsün, okulları bitsin de rahatlayıp mutlu olalım istiyoruz. Derken evi, arabayı yenileyelim, tatile çıkalım, oda olmadı yazlık alalım. Bunlar da olursa her şey tamam! Derken yıllar su gibi akmış geçmiş, yolun sonuna gelmişiz. Mücadele, koşuşturma… Peki, sonuç? Bakıyorum da hep istemişiz. Peki, biz ne yapmışız bu dünya için? Hiç düşündünüz mü? Hayattaki konumunuz nedir? Biz olmasak nasıl bir boşluk olurdu dünyada diye? Ben hala düşünüyorum, sizler de isterseniz bir düşünün bakalım. Gerçek şu ki: hep isteklerimiz, hayallerimiz gerçekleşirse mutlu oluruz düşüncesini kafamızdan atamıyoruz bir türlü. Oysa şu an mutlu olmak için iyi bir zaman. Peki, şimdi değilse ne zaman. En önemlisi hayattayız ve belli bir amaç için dünyaya gelmişiz. Bunun kıymetini bilelim ve değerlendirelim. Bu koşuşturma da istekler, hayaller hemen olmuyor tabi. Engeller çıkıyor karşımıza. Bu engelleri aşarsak ancak mutlu olup hayatı yaşayacağımızı sanıyoruz. Sonunda anlıyoruz ki çıkan bu engeller, onlarla mücadelemiz, yerine göre sevinçlerimiz, üzüntülerimiz ve tüm bu koşuşturmalarımız; bizim hayatımızın tâ kendisiymiş. Öyle ya okul bitene kadar, piyangodan para çıkana kadar, çocuklarımız olana kadar, araba, ev alana kadar, yılbaşına kadar, yaza kadar, maaş alana kadar, emekli olana kadar… ölene kadar. Tüm bunları beklemeyelim, zaman çok çabuk geçiyor. Bu gün varız ama yarın ne getirir bilemiyoruz. Her an bunları düşünmeli, her anımızı, bu kadar değerli zamanımızı sevdiğimiz kişilerle paylaşmalıyız. Çünkü bir tek sevgi var elimizde ve yine o kalacak yaşanacak yıllar içerisinde. İçine gönüllü daldığımız yaşamda pek çoğumuz, uzaklarda arasak da, biraz çaba ve özveri istese de, içimizdedir aslında MUTLULUK onu çıkartmayı bilelim, hissedebilelim. Hem de öyle bir hissedelim ki çevremizdeki insanlara da yayılsın, mutluluğumuz. Tıpkı Sri.N.Maharaj’ın dediği gibi; “İnsanın gerçek varlığını bilmesi mutluluk, unutması ise elemdir.” Ve unutmayalım! Zaman hiç birimiz için beklemez. |