Giriş Formu
Site İşlemleri
Kimler Sitede
Şuanda 9 konuk çevrimiçi
Ziyaret Sayısı
Bugün42
Dün112
Hafta587
Ay2950
Tümü34416

jbc vcounter
Anketler
Bu yıl ki yaz tatilin de Köyümüze gidecekmisiniz?
 
Günün Sözü
İlim adamları için yokluk içinde yaşadığı halde kanaat sahibi olmaktan daha değerli bir ziynet yoktur.
İmam Şafii -
Anasayfa

Siz Hangi Tatilden Hoşlanırsınız?


Okunma Sayısı : 637

 

 

  Mutlu BEZMEK


Bütün bir yılın yorgunluğunu atmak için insanların kendilerine ayıracakları bir zaman dilimi olmalı. Gerek yoğun iş temposu gerekse monoton geçen bir yılın boğucu rutinliği insanı tatil yapmaya mecbur bırakıyor. Şöyle bir kafa dinlemek, zihnimizi arındırmak için mutlaka kargaşadan uzak kalarak farklı bir diyara yolculuk etmek zindelik açısından şart… Bu yüzden olmalı ki; “seyahatte sıhhat var” denilmiş. Bunu gerçekleştirmek için de; kimi memleketine, kimi denize,  kimi elinde bir çadırla dağlara... Rutinden uzaklaşma ve  biraz farklılık… 

Benim çocukluğumdaki tatil ise, okullar kapanır kapanmaz annem ve kardeşlerimle gittiğimiz köyümüzdü. Yaz tatilini mahalle aralarında çeşitli oyunlar oynayarak geçiren arkadaşlarım da vardı tabi. Tatilden dönüşte, yaşadığımız anıları anlatmak ya da okulun ilk haftasında “tatilde neler yaptınız?” konulu kompozisyon yazmak için bulunmaz bir fırsat olurdu anılarımız. 

Çocuk gözüyle mutluluk ve keyif verici, macera dolu anıların saklandığı, sevdiklerimizle buluştuğumuz yazlardı köyde tatil yapmak. Köye iner inmez arkadaşlarıma koşar, yanımıza  teyzemlerin köpeği Arap’ı da alır, köyümüzün önündeki pirinç tarlalarının arasından kıvrılarak Devrez’e  uzanan patika yolda soluklanırdık. İlk önce arkın üzerindeki küçük köprüde durur, akan suyu izler, taş atar, kunduz görmeye çalışırdık. Sonra da elimize kocaman çubuklar alarak kenarlardaki çalılıklar arasında kertenkele, yılan vs. görebilmek umuduyla hem korku, hem heyecan içinde meraklı bakışlarla yürürdük. Çünkü göreceğimiz her canlı, arkadaşlara anlatılacak bir hatıra ve heyecanımız körükleyen maceralardandı. Yolun sonuna gelindiğinde ise “üçkoz” arkı denilen doludizgin suyun üzerinden geçmek için ayak sığacak bir genişlikteki ağaç köprüden yürüyerek gözünüz kararmadan ve suya düşmeden geçebilmek gerekiyordu. Hızlı adımlarla ve dengeli bir şekilde atılan adımlar sizi karşı tarafta ulaştırıp, ayağınız toprağa değdiğinde ise bu maratonu başarıyla bitirdiğiniz anlamına geliyordu.  İşte kumlar ve Devrez Çayı karşınızdadır artık… Kuş ve böcek sesleri ile güm güm kalp atışlarımızın sessizliği bozduğu heyecan dolu yürüyüşün sonunda tercih bizimdi artık; balık tutabilir, yüzüp serinleyebilir ya da  büyükçe bir taşa oturup suyun akışını izleyebilirdik… Şimdi bile o günleri düşününce büyük keyif  doğrusu... 

Uzun zamandır gidemediğim, ancak bu yıl ki tatilimin ikinci haftasını geçirebildiğim köyümün gerçekten huzur dolu olduğunu gördüm. Ve bu tatilin köy bölümünün bana eski heyecanı verdiğini de gördüm ve mutlu oldum. Köyümün insanlarının güzelliğini, cana yakınlığını her birinin aman bize de uğra diye kucak açışlarını gördükçe büyük kentlerin duygudan nasipsizliğine hayıflanarak iç geçirdim. Memlekete kesin dönüş yapan emekli hemşehrilerimizin sayısındaki artış ise köydeki güzelliğe ışık tutan en büyük kanıt olsa gerek. Yaşayanların doğallığı, içtenliği, hasretle kucaklaşmaları, anılardan konuşmaları gerçekte insanın ne olması gerektiğini bir kez daha gösterdi bana. Öyle saf, öyle beklentisiz ve masum Anadolu insanları... Yani gerçek kimliğimiz, gerçek biz.  

Hatıralar böyle olunca, tatilimizin ilk haftasını geçirdiğim Antalya’daki Dionysos Hotelden denize uzanan, kenarı mis kokulu çiçekler ve sarmaşıklarla örtülü patika yol, beni direk çocukluk anılarıma götürdü. İster golf arabasıyla, isterseniz yürüyerek doğayla iç içe keyifli bir yolculuk sonunda ulaşıyorsunuz sahile. Yolun bitimindeki tahta köprüde durup soluklanıyor ve minik deredeki kaplumbağa ve balıklara yiyecek atarak seyre dalıyorsunuz. Sıra geliyor, deniz kenarındaki sabah yürüyüşlerine; mavi ve yeşilin buluşma noktasında doğayla bütünleşiyor, ruhunuzun derinliklerine inebiliyorsunuz. Gözleriniz denizin maviliğine takılı, dalga sesleri eşliğinde her şeyden uzak, insanın tamamen kendisiyle bütünleşmesi, düşünceler, hayaller, umutlar… Sonsuz huzur ve mutluluk… Bütün bunlar ancak çocukluk hatıralarıyla desteklendiğinde ve içinizdeki yaşama sevincinin gücüyle anlamlı. Birde sevdikleriniz yanınızda olursa ve değerli olduğunuz anlaşılırsa bir kıymet arzediyor… 

Benim için havuz, deniz, yüzmek, animasyonlar, disko vb. eğlenceler tatil demek değildir. Çünkü zihnimi dinlendirmiyor, ruhumu doyurmuyor, sunilikler heyecanımı körüklemiyor. Kısacası “seyahatte ki sıhhate” ulaştırmıyor. Ancak ve ancak, bu gürültü ve doğal olmayan yapı yorgunluğumu bir kat daha artırıyor.  Tabiî ki bunlardan zevk alanlarda olabilir oda bir meşrep ve tercih meselesi. Ona da bir sözümüz yok… 

Fakat; ruhunu yitirmiş beton duvarlar yerine açık havada yürümek, sıkıcı mekanlar yerine doğayla baş başa kalmak, içki yerine kaynak sularından içmek, disko yerine suyun şırıltısında musikiye kavuşmak, lobideki müzik sesi yerine denizin dalgasındaki ahenge kendinizi bırakmak, rüzgarın uğultusuyla birlikte saçlarınızın dalgalanmasında ve kuş seslerinin oluşturduğu doğal senfoniye eşlik ederek yürümek, hep yürümek daha dinlendirici geliyor. Diğerleri mi? Onlar zaten, büyük şehirde fazlasıyla varolan ve beni tatil yapmaya iten sebeplerin ta kendisi… malumun tekrarını yaşamanın adına tatil diyemiyorum ben. Bu yüzden ille doğallık ille kendim olarak her şeyden uzak yürümek, ister bir sahilde, ister Devrez de, ister köy yollarında,  ister deniz kenarı kumsalda… 

Seyahatlerinizin sıhhatinize katkı sağlayacak bir yolculuk olmasını, sevip istediğiniz, duygularınızın coşku içinde sevince büründüğü ve ruhunuzun özlemini duyduğu bir bütünlük içinde tatil hayalinizin gerçekleşmesi dileklerimle herkese mutlu tatiller...                  

Yorumlar
Davut Zat  - Tatil   |2009-08-06 12:16:50
Biz bizim köyde ve bizim köye benzer yerlerde tatil yapmaktan hoşlanıyoruz
efendim. Köyümüze yolculuk yaptırarak çocukluk hatıralarımızı tazeleyen
yazınız için teşekkür ediyoruz. Deryanın içindeki balıklar misali
içindeyken bizim göremediğimiz incelikleri sizler daha güzel görmüş ve
tespit etmişsiniz. Yeni yazılarınızda yeni incelikleri paylaşmanızı
bekliyoruz. Elinize sağlık Mutlu Hanım.
kainat   |2009-08-07 14:07:45
Tatil, "rutinliği" kırıp, rutin olmayan "her an bir şanda
olan"la buluşma olsa gerektir.
Biz farkındayız veya değiliz illa ki
"insanlığımızı" arıyoruz.
Diğer taraftan;
Yazılarınız her
geçen gün daha da "ıtır"lanıyor.
Yürekten tebrik ediyorum.
bezmek  - tatil   |2009-08-07 14:27:06
tatilini ister tosya ister dışarda geçirin ama yılda bir defa olsun
tosyanın havasını solumak, memleketin o eşşiz kokusu insanın ruhunu bir an
olsun huzurla dolduruyor.....
teşerkürler ABLAMA...
H.BENEK  - YAZAR HANIM   |2009-08-26 12:29:06
MUTLU ÖYLE İYİ ATLATMIŞSINKİ ARTIK YAZAR HANIM DİYEBİLİRİZ.. TATİL
OLUNCA KÖYÜMÜZÜN OLMASI NEREYE GİDECİGİZ, SORUNUNU ORTADAN KALDIRIYOR.
EKONOMİK SIKINTISI OLANLAR YOL PARASI VARSA KÖYÜMÜZDE TATİLİNİ
GEÇİREREK MEKAN DEGİŞİKLİGİ TATİLDE EN ÖNEMLİ ŞEY 11 AY YAŞADIĞIN
MEKANIN DIŞINA ÇIKMAK DEGİŞİKLİK YAPMAK BİZ KÖYÜMÜZLE SAĞLIYORUZ...
SAGOL YAZAR MUTLU BİZİM KÖYÜMÜZÜN GÜZELLİKLERİNİ ORTAYA SERMİŞSİN..
ELİNE DÜŞÜNCENE SAĞLIK...
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir!

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme (Salı, 01 Eylül 2009 12:26)

 


Yazarın Diğer Yazılarını Görmek İçin Tıklayınız...

Duyurular
!!! Yazarımız Davut ZAT'ın; "Bir Devrez'imiz Vardı!" başlıklı yazısı eklenmiştir.

!!! Yazarımız Nüvit KARAOĞLU'nun; "Pembe Ruj" başlıklı anı yazısı  eklenmiştir.

!!! Yazarımız Sadi Mola'nın; "Çankırıya Bağlanmak" başlıklı yazısı eklenmiştir.

!!! Yazarımız Hüseyin BENEK'in; "  Anayasa Değişikliğine Evet mi Hayır mı? " başlıklı yazısı eklenmiştir.

Köyden Manzaralar
Haberler