
Mutlu BEZMEK info@asagidikmenkoyu.com
Ölçüp takdir ederek, tayin etmek, güç yetirmek, tahmin etmek ve kudret gibi sözlük anlamları olan kader, Allah'ın ebediyete kadar olacak şeyleri, zamanını, yerini ve ne zaman da gerçekleşeceğini önceden bilip takdir etmesi şeklinde tanımlanmakta. Yani kader, Allah'ın ilmi doğrultusunda, tüm kâinatı içindekilerle birlikte belli bir intizam içinde yürüttüğü ilahi bir kanun olarak da tarif edilebilir. İçinde yaşadığımız şu dünya da hayatın anlamına kafa yoranlar da var, umursamadan, sorgulamadan ve canını üzmeden yaşayıp gidenlerde. İnsanın kendi seçtikleri ve hayat yolculuğundaki istikametinde ve karşılaştığı olaylar karşısında belirlediği duruşu, elbette çok önemli. İç dünyasında yaşadıkları, sevinçleri, üzüntüleri, sosyal çevredeki konumu ve tüm bu şartlar içindeki mücadelesinde aldığı tavrı da bir o kadar önemsenmeli… Neler yok ki, insan denen varlığın düşünce dünyasında gerçekleştirmek istediklerine dair? Kararlılıkları, kararsızlıkları, ümitleri, ümitsizlikleri, yüzleştikleri ve yüzleşmekten kaçtıkları… Hepsi inişli çıkışlı bir grafik gibi! Bu med-cezirler arasında hayat muhasebesini yapabilmek de günümüz şartlarında oldukça zor olsa gerek. Göz açıp kapayıncaya kadar geçen dünyadaki yolculuğumuzda, kadere teslimiyetimizin ölçüsü hayat sınavımızı da belirleyen bir gösterge değil mi? Bazen yazgıya teslim olurken, bazen de yapılan sorgulamalarla insan, “neden” diyerek şartları zorlamıyor mu? Oysa tam da bu nokta da kaderle ilgili gizlilik, dünya sınavının belirleyici noktası olmuyor mu? Bir konuda adım atarak yolculuğu başlatmak elimizde! Ancak bir kere başladı mı yolların sizi nereye götüreceğinden emin olamazsınız. Oysa kadere teslim olarak attığımız adımlar, bizi aynı zamanda kaderin sahibine yaklaştırıyor! Hayatımızı yaşarken nelerle karşılaşacağımızı tahmin edemiyoruz. Hayat bize neler getirecek ve neleri bizden alıp götürecek emin olamıyoruz. Bazen getirdiklerini de toptan alıp götürürken, bazen de istediklerimizi vermediği oluyor. Verdikleriyle yetinirken, vermediklerine de isyan edemiyoruz. Bazen de aldıkları karşısında “demek ki hayırlısı böyleymiş” diyerek kadere razı oluyoruz. Hayatın fani oluşu karşısında ise hiçbir şeyden emin olamıyoruz! Sosyal hayatın, başlı başına bir belirleyiciliği var kuralcılık konusunda. Kendine göre normları, kuralları ve bir işleyişi var. Gerek kişisel, gerekse toplumsal değişimlere ayak uydurmaya zorluyor hepimizi. Acaba yaşadıklarımızla ilgili konuları “kader” diyerek geçiştirmek bizleri ferdi sorumluluktan kurtarır mı? Çoğu zaman kader deyip fazla üzerinde düşünmüyor ve rahatlatıyoruz, kendimizi. Oysa insan olarak bizlere düşen bir sorumluluk payı yok mudur yaptıklarımızla ilgili. İrade planında seçim yapmak serbestliği bizlere yeteri kadar tanınmamış mı? Öyleyse kaderimizin bizimle ilgili hangi yönde yazılı olduğu kısmı gizli olduğundan seçimlerimizi doğru yönde kullanmak gerekmektedir. Aksi halde irademizi kötü yönde kullanarak gerçekleştirdiğimiz eylemler sonucunda işi kadere yüklemek kolaycılıktır. Oysa her insan, insan olmasının bir gereği olarak yapıp ettiklerinden tamamen sorumludur ve kaderin bu işte bir dâhili yoktur. Olsa olsa kader; ancak, kaderi yaratan tarafından ilim sıfatıyla ezelde bizim ne istikamette karar vereceğimiz ve neyi ne şekilde yapacağımız bilindiği için oraya yazılmıştır. Oraya yazılanın ne olduğu bizce meçhul olduğundan, bizim yaptıklarımızı kadere yüklememiz kul olma özelliğimizle bağdaşmaz! Mademki kaderle ilgili inkâr edilemez gerçekliklerdir bunlar, öyleyse kendimize çeki düzen vereceğiz. Bir gün yaptıklarımızın hesabının bize sorulacağı hakikatiyle hareket edeceğiz. Bireysel, sosyal ve manevi sorumluluklarımızın farkında olacağız ki, hayat sınavımızı başarı ile verenlerden olabilelim. Necip Fazıl’ın şiirindeki gibi alın yazımız yazılı, sadece kaderimizi yaşarken irademizi iyi yönde kullanıp ilişkilerimizde iyi insan olma yönünde davranış gösterebilmeyi başarmak, kurtuluşumuzun da tâ kendisi olsa gerek! Nasıl ki, uyuduğumuzda hangi rüyayı göreceğimizi bilmiyorsak, yaşarken nelerle karşılaşacağımızı da tahmin edemez, hayatın bize neler getirip götüreceğinden emin olamayız. Uykuya karşı koymak kadar anlamsızdır, hayata karşı koymak da. Öyleyse biz, bize düşeni yapalım! Kader de kendi kâinat kitabında yazılı olanı bize sunsun… İşim Acele Gökte zamansızlık hangi noktada? Elindeyse yıldız yıldız hecele! Hüküm yazılıyken kara tahtada İnsan yine çare arar ecele! Gençlik… Gelip geçti…bir günlük süstü; Nefsim doymamaktan dünyaya küstü. Eser darmadağın, emek yüzüstü; Toplayın eşyamı, işim acele! Necip Fazıl Kısakürek |
|