Raşit DİKMENLİ
|
Üç aylar ve Kandil geceleri hepimizinde bildiği gibi diğer zamanlardan daha farklı ve özel zamanlardan. Bu zaman dilimlerinin maneviyat dünyamıza kattığı heyecan ile ruh dünyamız derinleşmektedir. Hareketlerimize bir tazelik ve canlılık gelmekte, gönüller ilahi huzur ve coşkuya kavuşmaktadır. Bu mevsimde hayır, bereket ve rahmet kaynaklarının debisi yükselmekte, çağlayan haline gelen rahmet şelaleleri daha gür, daha coşkun ve daha çok kuşatarak akmaktadır. Üç ayları değerlendirmenin faydalarına gelince; bu özel günler kötü alışkanlıklardan kurtulmak için nefsimizle olan mücadele gücümüzü artırmakta ve bizlere geçmiş günlerin öz eleştirisini yapabilme imkânını da sunmaktadır. Hatalarımız için pişmanlık ve gözyaşı ile tövbe edebilmenin en güzel vesilesi olmasının yanı sıra; gelecekte hata yapmamak için kararlılığımızı artırarak daha çok hayır yapmaya da yöneliş sağlamaktadır. Böylece; manevi istikrarımızı yakalamayabilmenin de zeminini oluşturmaktadır. Nitekim Peygamberimiz (s.a.v); "Ramazan ayı gelince cennet kapıları ardına kadar açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulur." şeklinde beyan ederek üç ayların ve içindeki zamanların özenle değerlendirilmesi gereken fırsatlardan olduğunu bizlere izah etmektedir. Üç aylar ve kandiller, toplum hayatımıza da önemli katkılar sağlamaktadır. Bu zamanlar hürmetine fertler arası kaynaşma daha bir güzellik içinde sağlanmaktadır. Yardımseverlik ve dayanışma bilinci artmakta, fertler arasında sevgi tohumları yeşermekte ve toplum manevi bir havaya bürünmektedir. Kalplere huzur ve sükûnet gelmekte, duygulardaki şefkat ve merhamet gelişmektedir. Birlik ve beraberlik duygusu genişleyip, hoşgörü ve affedicilik gibi güzel erdemler artış göstermekte, kin, nefret, öfke ve kıskançlık gibi olumsuz düşünce ve davranışlar da önlenmektedir. Bu duygularla hareket eden insanların oluşturduğu güvenilir bir ortam, kaliteli bir toplum olmanın da yolunu açmaktadır. Peki, hali hazırda içinde bulunduğumuz süreçte bu anlatılanların neresindeyiz? Gerçekten de bu şekilde bir ortam ve toplum tesis edebildik mi? Üç aylar ve kandilleri hakkı ile eda edebiliyor muyuz? Şayet bu özel zamanlar hakkıyla değerlendirilebilmiş olsaydı, fert ve toplumsal açıdan hayatlar, gerçek manada huzur ve sükûnet içinde olmazmıydı? İnsanlar arası ilişkiler birlik ve beraberlik timsali bir kenetlenme göstermezmiydi... Üç aylar ve kandil geceleri için kesin kurallar ile belirlenmiş bir ibadet şekli olmamakla beraber, önemle ve özenle Allah (c.c) rızası gözetilerek her türlü amel ve ibadet tavsiye edilmektedir. Bu gün ve gecelerde; çokça kaza ve nafile namaz kılınmalı, farz namazlarımızı kılmak için camilerde cemaate iştirak edilmeli, Kuran’ı Kerim okunmalı, kendimiz ve tüm Müslümanlar için bol dua edilmeli, Allah’ı (c.c) çokça zikrederek ve sürekli abdestli bulunmaya çalışarak değerlendirilmelidir. Yine üç ayları ve içinde bulunan kandil gecelerini fırsat bilerek; komşu, akraba ve tanıdıklarımızla tebrikleşilmeli, fakirlere daha çok yardım eli uzatılmalı, büyük, küçük, hasta, yaşlı ve herkesin gönülleri alınmalıdır. Çevremizle olan ilişkilerimizde ve iletişimimizde eskisinden daha çok duyarlı, affedici, titiz, saygılı ve nezaket içinde olunmalıdır. Kandilleri, kıymetli ay ve günleri oruç ile karşılamalı, önemlerine dair özel kutlamalar yapılmalı, televizyon ve radyo yayınlarında dini, ameli ve ahlakî programlar düzenlenmelidir. Halkımız da bu kutlama ve etkinliklerle ilgili anma programlarına katılmak suretiyle bilinçlenmeye çalışmalıdır. Evet, izah etmeye çalıştığımız gibi bu ay, gün ve geceleri en iyi şekilde değerlendirmek hem dünya hem de ahiretimiz açısından büyük faydalar sağlayacaktır. Yüce Mevla’mız bizlere bu günleri gereği gibi değerlendirmeyi nasip etsin. Üç aylar ve içinde bulunan kandiller hürmetine bizleri bağışlasın… Bu dilek ve temennilerle üç aylarınızı ve kandillerinizi şimdiden kutluyor, size ve tüm âlem-i İslam’a hayırlar getirmesini diliyorum. Allah’a (c.c) emanet olunuz. |