Aşağıdikmen’ li dostlarım. Nasılsınız, dilerim hayatınızdaki her şey gönlünüzün istediği gibi yol alıyordur. Yazılarımı okuyor musunuz? Bu günkü sohbetimize başlamadan önce sizlerden bir ricam olacak. Eleştirilerinizi nuvitk37 @hotmail.com adresine gönderirseniz sevinirim. İçinizden geldiği gibi yazın ve yazdıklarınızın her birini okuyacağımdan emin olun. Fransız şair, yazar Victor Hugo’nun “İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmaktır” sözünü bu günlerde biraz olsun düşünelim derim. İyi olmak gerçekten kolaydır, susarsın iyi olursun, tepki vermezsin iyi olursun. Kendine göre değil, başkalarına göre yaşarsın iyi olursun. Ya adil olmak! Adil olmak hiç kolay değildir. İlk önce kendimizle hesaplaşmaktır. En zoru insanın kendini yargılamasıdır. Bildiğiniz gibi seçim dönemine girdik. 29 mart’a fazla bir zaman kalmadı. O gün sandık başında olacağız. Bayraklar sloganlar pankartlar meydanları süslüyor. Siyasilerimiz ayağımıza kadar gelip ne güzel konuşuyorlar. Onları çok iyi dinleyelim ve 5 yıl unutmayalım. 28 Mart 2004 öncesi söylenenleri hatırlayıp bu güne bakalım. Vadedilenler yerine getirildi mi? Adil olalım. Oyumuzu doğru kullanalım. Bir ilacı doğru kullanmadığımızda kime zarar veririz? Yanlış kullandığımız her şey bize zarar verir. Oyumuz, kağıt üzerine bastığımız bir mühür değil, çalışanla- çalışmayanı, dürüst olanla olmayanı ayırt eden aklımızdır. Bir hurafeye inanırcasına ..…cıyım, …..cuyum, …..ciyim diyerek, geleneği devam ettirir gibi aymaz bir inatla seçmeyelim yöneticilerimizi. Önce biz seçimimizde dürüst olalım ki seçtiğimiz yöneticilerimizden dürüstlük beklemeye hakkımız olsun. Yolsuzluk yapana, rüşvet alana, yakınlarını kayıranlara değil. İyi olana, doğru olana, çalışkan olana verelim oylarımızı. Sandık başına gitmeden önce Kurtuluş Savaşı şehitlerimizi hatırlayalım. Kars-Sarıkamış’ın Allahüekber dağlarında damarlarında kanı donarak şehit düşen 90 bin askerimizi hatırlayalım. Çanakkale geçilmez sözünü bize miras bırakanları unutmayalım. Onlar o gün canlarını vermeselerdi bu gün Çanakkale geçilmiş olacaktı! İnebolu’ya çıkartılan cephaneyi Kastamonu üzerinden Ankara’ya kağnı arabasıyla götürürken biricik yavrusunun üzerindeki yorganı alıp cephaneye örten Şehit Şerife bacı’yı hatırlayalım. Cephane evladından önemliydi. O gün Kurtuluşun günüydü. Mustafa Kemal Atatürk “Gözüm cephede kulağım İnebolu’da” demişti. O günler çok zor günlerdi. Biz onların yaşadığı sıkıntıları yaşamadık. Oy benim istediğime veririm deme hakkına sahip değiliz. Canını bu vatan için feda edenlerin oyumuzun üzerinde hakları var. Bize haklarını helal ederler inşallah. |