Gecenin bir vakti kitap okuyorum. Radyom açık türküler çalıyor. Dikkatim kitapta olsa da arada bir spikerin anonsunu duyuyorum. Gecenin karanlığı sessizliği ne de güzel. Gündüz herkese hitap ederken gece sadece bazılarımızı yakalayabiliyor. Çoğu evlerin ışığı sönmüş, mahallenin çok az penceresinde ışık görüyorum. Ev sahiplerinin gözleri gibi kapanmış pencereler. Radyom eski dostum vefalı arkadaşım bu saatte benimle birlikte. Spikerin ses tonu bu kadar güzel miydi yoksa bunu fark etmem için gece dinlemem mi gerekiyormuş... Eski dostum vefalı arkadaşım türkülere ara verdi. Bu güzel sesten anlamlı bir hikaye; Bilge bir kadın bir gün nehirde çok değerli bir taş bulur. Onu alır ve torbasına koyar. Daha sonraki bir gün bir seyyaha rastlar, seyyah açtır. Bilge kadın ona yiyecek verir, bu arada adam taşı görür. Taşı çok beğendiğini ve kendisine vermesini söyler.Taşın değerini anlamış,taşla bütün hayatını garanti altına alacağını tahmin etmiştir. Bilge kadın bu çok değerli taşı verir, seyyah gider… Birkaç gün sonra seyyah gelir ve taşı geri vermek istediğini söyler “Düşündüm ki bu değerli taşı verirsem bana daha değerli bir şey verirsin. Mümkünse bu taşı bana verdiren içindeki yüce gücü ver." Kalemim nerdesin? Gecenin bir vakti dinlediğim bu anlamlı hikayeyi unutmadan yazmalıyım. Aşağıdikmenli dostlarımla paylaşacağım. |
|
|