Nüvit KARAOĞLU info@asagidikmenkoyu.com
Söz uçar yazı kalır. Söz zamana aittir ve muhatabı sınırlıdır. Yazının yolculuğu uzun, mekanı ve muhatabı sınırsızdır. Yazıldığı andan itibaren tükenmeyen bir enerjiyle geleceğe yürür. Yolculuk esnasında yolunun nerden geçeceği kimlerle karşılacağı, okurunda ne tür bir etki bırakacağı bilinemez bu açıdan bakıldığında da gizemlidir yazı. Konusu değişir kendisi değişmez. Elma çekirdeği yere düşmeden önce açılmamış küçük bir kutudur. Toprakla buluştuğunda başlar kendini anlatmaya, sürgün verir sımsıkı sarar tutunur olduğu yere. Büyür, ağaç olur meyve verir, meyvesi portakal yada nar olmaz, dallarının ucundan sarkan meyve elmadır. Bir ormanda yürüyorum içinde barınan canlılarıyla hayatı temsil ediyor. Rüzgarda savrulan dallardan çıkan hışırtıları dinlemek, uçan kuşları görmek çekirgenin ötüşü, arının uçarkenki vızıltısı, bir çiçeğin diğerlerinden daha fazla dikkat çekebilmek için en güzel rengi giyip en hoş kokuyu salarak açması boşa değildir. Petekteki bal arıyı, yumurta tavuğu anlatır. Yazar bütün canlılar kendisini bir şekilde. Var olan her varlığın çırpınışı kendini anlatma çabasıysa, yazarın da kalemi kağıda değdiği anda satırlara düşen kendisidir. Noktasıyla, virgülüyle kelime, kelime- harf, harf. Yazıyı okuyan bazen yazarı bulur, bazen kendisini bulur, bazende kaybeder kendisini. |