Giriş Formu
Site İşlemleri
Kimler Sitede
Şuanda 10 konuk çevrimiçi
Ziyaret Sayısı
Bugün43
Dün112
Hafta588
Ay2951
Tümü34417

jbc vcounter
Anketler
Bu yıl ki yaz tatilin de Köyümüze gidecekmisiniz?
 
Günün Sözü
İlim adamları için yokluk içinde yaşadığı halde kanaat sahibi olmaktan daha değerli bir ziynet yoktur.
İmam Şafii -
Anasayfa

Ana Dillerinden Utanan Üniversiteler ve Aydınlar / Vacit Ertan YILMAZ


Okunma Sayısı : 996

 

  Vacit Ertan YILMAZ

  Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi


Sizden şöyle bir çevrenize bakmanızı istiyorum: Çalıştığınız kurumlara ve yaşadığınız Türkiye’de öyle uygulamalar var ki, akılları esir almış. Bu uygulamalara karşı çıkmak, hemen şimşekleri üzerinize çekmenize neden oluyor. Sanki başka yollar, başka seçenekler yokmuş gibi davranıyor herkes. Yabancı dille eğitim meselesi de bunlardan biri. Üniversitelerimizde giderek yaygınlaşıyor. Gerekçe hazır: “Gençlerimize bir yabancı dili en iyi bir biçimde öğreteceğiz” Gerekçeyi duyanlar, hemen suspus oluyor. Doğru ya, yabancı dil öğretilmesine kim karşı çıkabilir. Hedef, son derece anlamlı.  İşte tam bu noktada aklımız tutulmaya başlıyor: “Evet, yabancı dil öğretiminin başka bir yolu yok. Hem, en saygın üniversiteler, yabancı dille eğitim yapanlar değil mi?" 

    

    Yabancı dille eğitim dogması, öyle zihinlere yerleşmiş ki, başka türlü düşünmeye izin vermiyor. Adeta bir mit!  Doğa yasaları gibi kabul ediliyor. Değişmesi teklif bile edilemez.

 

     Şimdiye kadar yapılan birçok araştırma yabancı dille eğitimin sakıncalarına işaret etmiş. Ama ne gam! Kadir Cangızbay gibi Türkiye’nin yüz akı olan entelektüeller, bu işin sakatlıklarına, yanlış duymadınız, evet sakatlıklarına dikkati çekmişler ama boşuna. Bütün bunlar, mitlerine sıkı sıkıya sarılanların, ona inananların bir kulağından giriyor, bir kulağından çıkıyor. Öğrenciler, yarım yamalak öğrendikleri yabancı dille, sosyoloji, felsefe gibi ağır kavramlarla yüklü disiplinlerde yol almaya çalışırlar. Hocalar, ne kadar hâkim olsalar da anadilleri kadar yetkin olamayacakları yabancı dille öğrencilerine bir şeyler anlatmaya çalışıyorlar. Bu çabalarının bir anlam ifade etmediğini gören hocalar, Türkçeye, ana dillerine dönüş yapıyorlar. (doğrusu da budur zaten).

 

    Bütün bu yaşananlar, bütün bu komedi, yabancı dille eğitime gönül verenler için bir anlam ifade etmez. Elbet bir gün, öğrenciler de, öğretim üyeleri de anadilleri gibi yabancı dil konuşacaklardır. Felsefe, sosyoloji, iktisat bilmek ise pek de önemli değildir. Yeter ki yabancı dil öğrenelim! 

 

    Türkiye’nin önde gelen akademisyenleri, aydınları yabancı dille eğitim veren üniversiteler de bu çarpık durumu içlerine sindirerek çalışma hayatlarına devam etmektedirler. Bu vicdanları sızlatan duruma içten içe isyan edenleri bir tarafa bırakıyorum. Bu aydınların, bu gariplik karşısındaki tepkilerini merak ediyorum. Anadillerinin, yabancı dil öğreteceğim diyerek üniversiteden kovulmasına nasıl sessiz kalırlar. Dünyada yalnızca sömürge ülkelerinde olan bu uygulamaya neden isyan etmezler? Türkçenin, garip, kimsesiz bırakılmasına niye hiçbir tepki göstermezler? Düşünüyorum, düşünüyorum, ama bir türlü doyurucu bir yanıt bulamıyorum. Onları mitleriyle baş başa bırakmaktan başka elimden bir şey gelmiyor.

           

     Belki de içlerinden şöyle şeyler geçiyordur, kim bilir: “Gelin arkadaşlar, bazı alışveriş merkezlerinde, hastanelerde, hatta bazı şehirlerde Türkçeyi yasaklayalım. Bazılarında İngilizce, bazılarında Almanca konuşulmasını zorunlu tutalım. Ne güzel olur değil mi? Cümbür cemaat, çocuğundan yaşlısına herkes yabancı dil öğrenir, fena mı?!” Söyleyin bana üniversitelerde yabancı dille eğitimin, size uçuk gelecek bu önerilerden bir fark var mı?

 

      Belki bir gün, dilerim iş işten geçmeden bir gün, bütün üniversiteler ana dillerinden, Türkçeden özür diler. Ben onlar adına, şimdiden Türkçeden özür diliyorum… 

Yorumlar
Zat  - Hislerin Tercümanı Hocam !   |2009-03-18 16:45:38
Elinize sağlık yüreğinize sağlık sayın hocam. Gerçekten kangren olmuş
bir yaraya temas etmişsiniz. Daha önce bende benzer bir yazı kaleme
almıştım. Dili olmayan bir millet sakatlaşmaya gidiyor demektir. Dilinden
utanmak ise bir zillettir. Hemde böyle bir zengin Ulusal dile sahip iken. Olsa
olsa bu Türkçeye görülen revadır! Ama dilimiz abideleşmiş sutun gibi
edebi eserler vermeye devam etmektedir. Dilinden utanan kendi kompleksinden
dolayı bu uygulamaları reva görenlerdir. Saygı ile.
kainat   |2009-03-19 09:35:20
Ertan Hoca yazsın, Ertan Hocanın ikinci yazısı nerde deyip duruyordum,
şimdi ben bu kadar yüksekteki çıtayı düşürmeden nasıl atlıycam diye
düşünüyorum... Olmazsa artık çıtanın 2-3 metre altından aşıveririz

Gönlünüze sağlık Hocam!
Sayenizde, psikolojik düşünceden
sosyolojik düşünceye geçiş yapacağım inşallah. Hocam bu arada, sol
tarafta bize de yer var mı!
Yürekten selam ve saygılarımı sunuyorum.
nuvitk   |2009-03-19 09:43:36
Ertan hocam;
Dil öğrenmek takdir edilecek bir gayret çalışma ve emektir. O
önde gelen akademisyenler öğretirmiş gibi yapıyor öğrencilerde
öğrenirmiş gibi yapıyor. Sonuçta biz "olmanın" peşinden gitmek
yerine "gibi yapmanın" peşindeyiz.. boşluğu doldurmaya
çalışırken dolu tarafımızdan da kaybediyoruz..Teşekkürler hocam, selam
ve sevgiyle kalınız..
Nüvit Karaoğlu
H.BENEK   |2009-03-24 13:05:48
YABANCI DİL MESELEİSİ KENDİMİZE GÜVENSİZLİGİN EN BELİRGİN ORTAYA
ÇIKTIĞI MESELE. İNSAN DÜŞÜNEBİLMESİ İÇİNMİ, BİR MESELK EDİNMESİ
İÇİNMİ, BİLİMSEL YÖNTEMLERLE BİLİM YAPMAK İÇİNMİ, YOKSA BİR
AKAKADEMİK KARİYER EDİNMEK İÇİNMİ, BİR KÖŞE DE BİLİMDEN
BİLİMSELDEN YANA MI, PATRONUN İSTEGİNDEN YANAMI TAVIR ALSIN DİYE
EGİTİLİR,BU KARARIMIZ BİZİM EGİTİM DE ÖNCELİGİMİZİ
BELİRLEYECEKTİR. BU ŞU DİLDE BU DİLDE EGİTİMDEN ÇOK DÜŞÜNEN YANLIŞA
YANLIŞ DİYEBİLEN, KİŞİLERİN YETİŞMESİYLE ÇÖZÜLECEK BİR SORUN. AMA
BİZ KENDİ DİLİMİZİ NASIL GERİ PİLANA ATARIZ EGİTİMİ BAŞKA DİLLE
YAPARIZ TOPLUMSAL AKIL TUKULMA BUNA DENİR HELHALDE HOÇAM. YABNCI DİL
ÖĞRENELİM YABANCI KÜLTÜRLERİ İNÇELEMEK İÇİN GEREKİR YABANCI İNSAN
CİNSLERİMİZLE İLETİŞİM İÇİN GEREKİR. DAHASI AŞAĞILIK KOMLEKSİDİR
HOÇAM. NİYE TEPKİ GÖTERMEZLERE GEL...
H.BENEK   |2009-03-24 13:07:49
GELİNCE, TEPKİ VERME YETENEGİMİZ SEN SUS ÇOCUKSUN, SEN SUS GENÇSİN, SEN
SUS KADINSIN DİYE, DİYE BUDANIYOR ONUN İÇİN BUDAMADAN SONRA BU HALE
GELDİK. İNŞALLAH SÜRGÜNLEME DÖNEMİ BAŞLAYAÇAK HOÇAM CENGİZ HOCA VE
SİZİN GİBİ AKADEMİSYELERİMİZ SAYESİNE. BU SORUNU GÜNDEME TAŞIYARAK
İŞALLAH BİR ÇÖZÜM ATEŞİ YAKMIŞ OLURSUNUZ.. SAYGILAR...
kainat   |2009-03-25 14:04:11
Hüseyin abi, sen de iki yorum daha yapsan bunlardan bir yazı daha
çıkacak..
Ama yine son derece aydınlatıcı yazmışsınız. Eee o kadar
okunan kitap bi yerden kendini belli edecek...
Allaha emanet olun.
kainat   |2009-03-30 11:21:57
Hocam,
diğer köşe yazarlarının yazılarına eleştirilerinizi bekliyoruz.

Bizi, bu kanaldan da öğretip, eğitmeye devam etmeniz dileğiyle.
Yolunuz
hep açık olsun.
Sağlık ve afiyette kalın Hocam.
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir!

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme (Pazartesi, 08 Mart 2010 14:29)

 


Yazarın Diğer Yazılarını Görmek İçin Tıklayınız...

Duyurular
!!! Yazarımız Davut ZAT'ın; "Bir Devrez'imiz Vardı!" başlıklı yazısı eklenmiştir.

!!! Yazarımız Nüvit KARAOĞLU'nun; "Pembe Ruj" başlıklı anı yazısı  eklenmiştir.

!!! Yazarımız Sadi Mola'nın; "Çankırıya Bağlanmak" başlıklı yazısı eklenmiştir.

!!! Yazarımız Hüseyin BENEK'in; "  Anayasa Değişikliğine Evet mi Hayır mı? " başlıklı yazısı eklenmiştir.

Köyden Manzaralar
Haberler