‘‘ Martılar da bıraktı bu şehri…’’ Kayıp şehrin çiğdem kokan sokaklarının bir parçasıdır bu yazı. Sarıdır çiğdemler. Yani ayrılık. Ne kalandan bir ses yükselir bu ayrılığa ne gidenden. Önce şairler bıraktı bu şehri. Yazmaz oldu kalemler bu şehrin adını. Sonra yapraklar döküldü bir bir., çağlayanlar akmaz oldu. Rüzgar selam getirmez gidenlerden, güneş tebessüm etmez oldu. Sonra bulutlar… Üzerine merdiven kurup çıktığımız ve sevgilerle tatlı hayaller kurduğumuz bulutlar.. Onlar da terk etti bu şehri tüm terk edenler gibi. Kafdağının ardından umut getiren martılarımız vardı. Her martı bir umuttu bu şehir için. En vefalı sandığımız martılar da bıraktı bu şehri. Düşlerde hayaller, yüreklerde sevgiler sokaklarda çiğdemler kaldı bu şehri ayakta tutan.hayaller.. Bulutlar üzerinde kurulan sevimli, renkli hayaller… Sevgiler… Ayrılınca yürekleri burup geçen, ardından sessizce gözyaşı dökülen sevgiler… Ve çiğdemler… Bu şehrin en vefalı dostları! Sonbaharda yaprakların terk edişi gibi terk ederken herkes şehrin caddelerini, çiğdemler kaldı bir… Yürekler yaşanan ayrılıklardan bir hayli yorgun, gözler gözyaşı dökmekten solgun. Fırtınaların koptuğu bu şehirden kalmadı celal, Şehir sessiz, Kimsesiz, Bi-mecal … Fidan GEDİZ |