
Rabia ÖZCİHAN KARABULUT
Kış soğuğunda çıplak olmaya yüz tutmuş ağaçtan düştü solgun bir yaprak toprağa. Tutunduğu dal bıraktı onu toprağın kucağına. Çöplerin kenarındaki bir kedi gördü yaprağın düşüşünü. Başka da kimse fark etmedi. Kar üstünü yorgan gibi örttü. Güneş kollarıyla örtüsünü araladığında yorganın, yaprak yoktu. Yaprak toprakla bütünleşti, yok olup gitti. Nine yorgun bakışlarıyla camdan ağaca bakarken, camın diğer tarafındakiler onu görmüyordu. Tek başına oturuyordu. Tespih taneleri ağır ağır ilerlerken elinde dilinden çok şükürler dökülüyordu ninenin soğuk kış gününde sıcak bir evi olduğuna şükrediyordu. Evini seviyordu. Evinin her köşesinde yılların hatırası vardı. Camının önünü menekşeler, reyhanlarla süslediği mutfağında hamarat elleriyle misafirlerini memnun edecek ne kadar çok yemekler yapmıştı. O yemeklerin dilini öyle güzel öğrenmişti ki ölçüler gözündeydi. “Göz kararı” kullanıverirdi malzemeleri. Güler yüzünü hiç eksik etmezdi. Misafirlerinin sadece yemeklerden değil, ev sahibinin latif tavırlarından memnun kalmalarını isterdi. Sohbeti güzeldi. Tatlı diliyle sedirli odada hiç sıkmadan hayır öğütler verirdi. Herkesin yaşına göre bir sohbet konusu bulur büyüklerinden dinlediği hikâyelerle anlattıklarını renklendirmeyi pek severdi. Mahallede ki herkesin derdine ortak olurdu. Taze gelinlere tecrübelerini anlatır, yuvalarının huzurlu olması için nelere dikkat edeceklerini söylerdi. Çocuğundan bunalan annelere sabır tavsiye eder, yavrularına kızmalarını hiç istemezdi. Sınavı olana başarılı olsun diye dua ederdi. “Yavrular sınavlardan ziyadesiyle yoruluyorlar” diye üzülürdü ama çalışanı çok severdi. Mahallenin yaramazlarını sevmez miydi? Onlara ayrıca ihtimam gösterirdi. Ufacık bir başarılarını duysa gördüğünde hemen takdir ederdi. Bu nineyi herkes çok severdi. Kimisi anası gibi, kimisi anneannesi, kimi de bacısı gibi… Nine camdan bakmaya devam ediyordu. Göz kapakları ağırlaşmıştı. Hava iyiden iyiye kararmaya başlamıştı. Ninenin evinin karşısındaki ağacın kalan birkaç yaprağından biri daha düştü. Ninenin elindeki tespih gibi… Nine gözlerini dönüşü olmayan bir uykuya kapattı. Karanlık, tüm evleri örttü. Gün ağardığında ninenin kapısı çalındı. Açan olmadı. Telefonu çaldı açan olmadı. Komşuların hepsi merak içinde kapıyı açtırdı. Nineyi o derin uykudan kaldıramadı. Nine komşularının hayır duaları ile ebediyete uğurlandı. Hep en güzel anılarda yüzlerde tebessümle hatırlandı. |