Dilek ERGEZEN info@asagidikmenkoyu.com
İlahi bir enerji sizi birbirinize yaklaştırır ve artık kumanda sizin kontrolünüzde değildir. O boyuta gönüllü girmişsinizdir ve süreç başlamıştır. Onda kendinizden bir şeyler bulursunuz ya da daha önce farkında olmadığınız yönlerinizi onda keşfedersiniz. Geçmişteki bazı katı tutumlarınız onunla birlikte erimeye ve olumlu yönde gelişmeye başlarken ne kadar da itiraf etmeseniz de değişmeye ve hayatla bütünleşmeye başlarsınız. Hayatı birlikte anlamaya çalışırken bir bakmışsınız tutumlarınız ne eskisi kadar katı, ne de düşünceleriniz bir öncekine göre yüzde yüz doğru, kimseye belli etmeden doğrularınızı içten içe sorgulamaya başlarsınız. Bir bakmışsınız geçmişte kıyasıya eleştirdiğiniz hatta varlığına bile tahammül edemediğiniz olgular, düşüncelerinizi sarmış ve hiç de eskisi gibi görünmüyorlar. Değişen ben miyim yoksa dünya mı? Hayat felsefeniz neye göre doğruydu ya da değildi, yoksa biz biraz yanıldık mı, ben hayatı yanlış mı anlamıştım? Daha iyisini yapabilir miydim, hayat hep bizim istediğimiz gibi mi olmalıydı… Sahip olduğum sadece ne kadar yanıldığımı anlayacak kadar deneyim mi… Her ne kadar fark ettiklerimiz gerçek olsa da insan yanıldığını kabul etmekte zorlanıyor! Yıllarını boşa harcamış olma ihtimali onu kızdırsa da tüm samimiyetiyle kalbine dönüp, o kelimeleri duyuyor. Sen ne kadar akıllı olsan da hayat senden daha akıllı, oyunu onun kurallarına göre oynamak zorundasın. Evet hayat, ondan daha akıllıdır ve bildiğini okumuştur yine... Hayatın mı yoksa bizim mi uydurduğumuz gerçeklerimiz var yoksa hayat çoktan rotasını çizmiş gidiyor ve biz kendimize ait görmek istediğimiz dünyalarda mı yaşıyoruz. Ne kadar insan varsa o kadar dünya mı var? Başkaları adına konuşamam belki ama hayatta hiç kimse yüzde yüz yanılmaz ve kimse yüzde yüz haklı değildir. Ne çok katı gerçekler ne de tamamı doğru ideolojiler yoktur. Bu tabiata aykırıdır, çünkü hepsi insan ürünüdür. İnsan ürünü olan her şey biraz hatalıdır. "Benim doğrum seninkinden daha doğrudur" diyen yanılıyor olabilir ve en kötüsü, belki de yanıldığını anladığı halde bunu bir türlü kendine bile itiraf etmemektedir. Hatada ısrar etmek insanın elini kolunu bağlar ve kendi çukurunda boğulur gidersin. O, ne yazık ki hayatını harcayanlardan olmuştur. Hayatı harcamak sözü ses tellerimden çıkarken canımı acıtıyor, kolay çıkmıyor. Biraz daha ilahi kanunların sırlarına erişebilmek için kendimizi zorlasak! Karşımızdakini anlamaya çalışsak, ama her şeyden önce insanı sevsek, sevebilmek için ona bir şans versek, o şansı verdiğimizi ona hissettirsek, ben seni anlamaya çalışmadan seni sevmemeye hakkım yok ilkesini kabul edebilsek… Önyargı sözcüğünü dilimizden atsak, çocuklarımıza böyle bir kelimenin tehlikeli olduğunu ve ne kadar anlamsız olduğunu kavratabilsek, kendimizi eğitebilmek için biraz yorulsak… Zor zannettiğimiz birçok olumlu hamle; aslında zıddından çok daha kolay ve keyifli. Ne dersiniz hamle yapmayı denemeye hazır mısınız? Hem de, hemen şimdi... |