
Mutlu BEZMEK İçten bir “merhaba” ile başlamak istiyorum sözlerime. Her yaz okullar kapanır kapanmaz, köyümüzün yolunu tutardık, bizim rutinimiz, bir o kadarda keyif verici tatilimizdi bu. Çoğu zaman mutluluğumuzdu o küçücük dünyamızda. Okullar kapanıp da tekrar döndüğümüzde ise arkadaşlarımıza anlatacak anılarımızdı. Babam ya bizi almaya gelirdi, ya da bırakıp tekrar dönerdi Ankara’ya. Babamı çok ama çok özler, hep biran önce dönmesini beklerdim, aynı duygularla şimdi olduğu gibi. Evet, köyümüz denilince ilk aklıma gelen yaşlısı, genci, çocuğu, yetişkini ile misafirperverlikleri. Kime giderseniz gidin Allah ne verdiyse hemen sofra kurulması, en güzellerinin misafire ikram edilmesi, hani müşteri memnuniyeti edasıyla oradan mutlu mesut, sırtı pek karnı tok uğurlanması gelenlerin. Hele bayramlarını görseniz. İstisnasız her evde baklavalar açılır, sarmalar sarılır, şahane pirinç pilavları pişirilir, sanki düğün hazırlığı yapılırdı. Hani düğün denilince, bir arkadaşım anlattı; Tosya’daki bir düğüne gittiğini. Menüde ise, sütlü pirinç çorbası, pirinç pilavı ve et, yaprak sarması (pirinçli), keşkek ve tatlı olarak da sütlaç (o da pirinçli). “Sizi pirinçten kurtaran sadece keşkeğiniz!” demişti… aklıma geldi birden. Gençler sabah erkenden toplanır, ayrı ayrı gezerlerdi. Bende kendi yaşımdaki arkadaşlarımla gezme fırsatını yakalar, o masumane, tertemiz, eğlenceli yolculukta büyük merakla hem geleneklerimizi öğrenmeye çalışır hem de yeni arkadaşlıklar kurardım. Bir de ahretliğim vardı tabi… Adı Reyhan. Tabi herkesin seni tanıması ve sen çok bilmesen de kim görürse görsün herkesin hoş geldin! demesi. Bu söz sizi öyle mutlu ediyordu ki hele birde büyümüssün, kocaman olmussun, ne zaman geldin bize de buyur!, mutlaka gel ha! denilmesi de arkasından geliyordu tabii.Sabahları erkenden gümbür gümbür ve huzur verici ezan sesiyle uyanmak ve hiç uykunuzun olmayışı. Hele bir de ineklerin, danaların avlularından çıkarak köy meydanında toplanması ve oradan da sıralanarak yayılmaya gitmelerini yakalarsanız sabahların tadına doyum olmaz. Sonra akşam bir an önce olsun da evlerini nasıl bulduklarını hayretler içinde izlemeyi beklersiniz.Uzaklarda, dağın ardında… biraz tepenin yamacında yüksekçe bir yerde, tüm güneşleri bir araya toplayan, mavi gökyüzünün altında yeşilin tüm renklerini hissettiren köyümüz.. Yolu ve gelen arabaları uzaktan izleyebilirsiniz. Yolun altında köy kahvesi ve geniş avlusunda çocukluğumuzun en güzel anılarını sakladığım, teyzemlerin iki katlı ahşap evi. Bunların altında ise yar; yani uçurum. Aşağı bakmak korkutsa da bir o kadarda heyecan verirdi, küçüçük yüreğime. Uçurumun bittiği yerde, Devrez Çayının ihtişamlı suları kıvrım kıvrım dolanırdı toprağı. Teyzemlerin evinin sol çaprazında; güneşin ayrılırken bile diyarını terk etmek istememecesine tüm renklerini sunduğu gün batımını izlediğimiz annemlerin evi, hemen sağında ise bilinmez bir manevi huzur bulduğum babamların evi. Bahçenin bitimindeki sıkı sıkıya kurt, tilki girmesin diye kilitlenmiş tahta kapıdan çıkılan patika yol sizi dağa çıkarıyor. Tam güneşin batımında, dağın yamacında bir kayanın üzerine çıkıp kuşbakışı etrafı izlemeye ise paha biçilemez. İşte tam orada ne karmakarışık yönlendirilmiş düşünceler kalır aklımızda ne de yaşamın karmaşasından yorulmuş bedenlerimiz. Sadece çeltik tarlalarının yeşiline, meyve ağaçlarının çiçeklerine karışan toprağın kokusunu ve doğanın tertemiz ruhunu hissedersiniz tüm benliğinizle. Sanki düzenli kare ve kenarları üçgen suların içindeki yemyeşil çeltiklerle boy gösteren pirinç tarlaları, ortasından tüm benliğiyle salına salına akan devrez çayı ve uzaktan tüm heybetiyle boy gösteren ve tepesi hep karlı Ilgaz dağı aklıma geliyor ilk bakışta. Hele geceleri kurbağa seslerinin şarkısıyla eşlik ettiği ve ayın su üzerindeki müthiş yansımasının görüntüsü hiç bir şeye değişilmez, sivrisinekler de olmasa. Her şeyden önemlisi, birde o müthiş doğanın sunduğu nimetlerden faydalanan, yaşamın zor şartlarına yıllanmadan göğüs geren, toprakla mücadelesinde umudunu kaybetmeyen, tebessümü yüzlerinden eksilmeyen, adeta güneşi temsil eden sımsıcak, yürekleri sevgi dolu bizim insanlarımız var. |