Davut ZAT
info@asagidikmenkoyu.com
Lobicilik karar alma mekanizmalarını etkileyerek gündem oluşturabilme çabasının karşılığıdır. Çeşitli araçları kullanarak dikkatleri kendinde toplayan bu faaliyet, sadece eleştiri yapmakla kalmamalıdır. Bilgilendirmenin yanı sıra, olumlu hava yakalayabilme ve sorunlara etki edebilme kabiliyetini de bünyesinde barındırmalıdır. Tosya çiftçisinin; “şimdi bu lobi de nereden çıktı” dediklerini duyar gibi oluyorum. “Bizim tarlada lobi, fobi yoktur. Su var, çamur var, ter var, emek var! Bir de ürüne ortak olan tarla fareleri! İlave olarak biz; bir yabancı otlardan, bir de haşeratlardan korkarız, lobi de bilmeyiz, hobi de, fobi de. Ancak bizler sadece bildiğimizi, yani işimizi yaparız” dediklerini de… Çiftçilerimizi ilgilendiren sorunlara yönelik, çiftçi birlikleri ve ilgili Sivil Toplum Kuruluşlarının yeteri kadar kamuoyu oluşturamadığı bir hakikattir. Üreticilerimizi değişen şartlara göre bilinçlendiremedikleri de ortadadır. Evet, bu güne kadar çiftçi sorunlarına yönelik yürütülen çalışmaların varlığı ya hiç yoktur, ya da yok denecek kadar azdır. Yıllardır Ziraat Odası, kooperatifler ve diğer çiftçi birliklerince, İl ve İlçe Tarım Müdürlükleriyle ortaklaşa projeler yürütülememiştir. Çiftçilerimizin gelişimine yönelik işlevsel bir katkı da sağlanmamıştır. Halbuki çiftçi kuruluşlarının gelişen şartlara göre; köylümüzü yönlendirmesi gerekmiyor muydu? Pirincimiz elden giderken, yerli ırklarımız kaybolurken bu kuruluşlar ne yapmaktaydı? Pirinç fabrikalarının kapanmaması için nasıl bir lobicilik faaliyeti yürütülmüştür. Şeker fabrikası satışa çıkartılırken Odalarımız, çiftçilerimizi örgütleyebilmiş midir? Tosya çiftçisi teşviklerin neresindedir? Süt hayvancılığı ile ilgili desteklemeler hakkında hangi çiftçimiz, ne bilmektedir ve ne kadar yararlanabilmiştir? Daha ucuz diye şeker kamışından şeker, marketlerden paketli baldo pirinci almaya, hormonlu sera üretip-tüketmeye ve genetiği değiştirilmiş mısırdan üretilen yağ tüketimi vb. sorunlar karşısında, ilgili kuruluşlar nasıl bir tepki yöntemi izlediler? Çiftçimizin bütün bu gelişmelerden haberleri oldu mu? Evet bahsedilen konular, ilgili sivil toplum kuruluşlarının lobi faaliyetlerine yönelik görevleri arasında yer almaktadır. Çiftçi birlikleri yöneticilerinin, koltuklarından kalkarak halkın arasına karışma vakti gelmedi mi daha? Kendilerini, iskarpinlerini çıkarmış ve takım elbiselerini değiştirmiş olarak çeltik gölünün kaşlarında göremeyecek miyiz? Hiç olmazsa senede bir kaç kez… Bu eleştirilerimden dolayı belki kendilerine haksızlık edildiğini düşünenler olacaktır. İspatı kabil olmayan hiçbir konuda sırf söz olsun diye yazmayacağımız aşikârdır. Kendileriyle her zaman münazara etmeye hazır olduğumu da belirtmek isterim. Aksi halde diğer türlüsünün çiftçilerimize haksızlık olacağı bir gerçektir. Çiftçi köylülerimiz, bizzat kaynağında bilinçlendirilmediği sürece; gelişen tarım şartları ve çiftçiye yönelik uygulanan politikalar karşısında sınıfta kalmaya mahkûm olacaktır. Peki, bu bilinçlenme ve lobicilik nasıl sağlanmalıdır? Sorunlarla ilgili gündem oluşturmak için, direkt ya da dolaylı etki kanalları devreye konulabilir. Medyada gündem olma, kamuoyu oluşturma, konferans ve seminer düzenleme, çeşitli dikkat çekici mektup ve imza kampanyaları ve diğer sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği yoluna gidilmek suretiyle… Zaten sivil toplum kuruluşlarının amacı lobi oluşturmak, lobi etkinliğinin amacı da gündemdeki konuları, temsil edilen çiftçilerimiz açısından değerlendirip bilgi üretmek, duruş belirlemek ve eyleme dönüştürmek değil midir? Lobicilikten beklenen fayda ise; karar alıcı ve uygulayıcıları sorunla ilgili etkileyebilmek ve dikkatlerini soruna odaklayabilmektir. Oda yönetimlerinin, tüzükleri gereği kendilerinden beklenen demokratik hakları yerinde ve zamanında kullanmasını ve sorunların daha kolay aşılabilmesine yardımcı olduğu bir görünüme kavuşmasını temenni ediyorum. Örgütlerinin himayesinde, çiftçilerimizin bilinçlenmesi ve yüzlerinin hep gülmesi dileklerimle. |