Giriş Formu
Site İşlemleri
Kimler Sitede
Şuanda 3 konuk çevrimiçi
Ziyaret Sayısı
Bugün41
Dün95
Hafta326
Ay691
Tümü37928

jbc vcounter
Anketler
Bu yıl ki yaz tatilin de Köyümüze gidecekmisiniz?
 
Günün Sözü
Üç şey kalbi öldürür: Çok yemek, çok uyumak, çok konuşmak.
Fudayl bin İyaz -
Anasayfa Kamuda Dikmenliler

Pembe Ruj


Okunma Sayısı : 285

  Nüvit KARAOĞLU 
 info@asagidikmenkoyu.com

Ayferin annesi terziydi. Adeta bir atölye olan evlerinin dikiş odasında  kocaman bir  masa vardı. Aileleri tarafından dikiş dikmeyi öğrenmek için  gönderilen genç kızlar, bu devasa masanın duvara  yakın tarafındaki sandalyelere sıra sıra dizilip otururlardı. Çırak kızlar hiç konuşmazlardı. Arada bir biri diğerinin kulağına ustaya çaktırmadan fısıltı gibi bir şey söyler, ya da birbirlerine bakarak kimseye fark ettirmeden manalı, manalı gülümserlerdi.

Ayfer mahalledeki tek kız arkadaşımdı. Annesi tam bir disiplin içinde çalışırdı. Biz dikiş odasına giremezdik yan odada oynardık. Feride teyze disiplini öyle güzel korurdu ki yanına bir şey istemek ya da bahçeye çıkmak için izin istemeye girdiğimizde çırak kızlar bizimle konuşamaz hatta sevemezlerdi bile. Onun genç kızlara dikiş tekniğinin yanında yapılan işe verilen önemi, dikkati ve  saygıyı da  öğrettiğini çok sonraları anlamıştım. 

Feride teyze çıraklar yokken gülerek konuşurdu bizimle -Önümüzdeki yıl okula başlayınca böyle oynayamazsınız, bu sene bol bol oynayın, derdi. Biz bu sözü her duyduğumuzda çok sevinirdik. Önümüzdeki yıl ise bir türlü gelmek bilmezdi. Okula başlarken önlüklerimizi Feride teyze dikecekti. 

*  *   *                                          *  *  *                                               *     *  *  

Sonunda önümüzdeki yıl gelmişti. Çok sevinçliydik, ikimizde aynı  okula gidecektik. Feride teyze önlüklerimizi dikmişti. Artık evde annemle durmayacaktım. Pencereden gördüğüm o büyük çocuklar gibi,  çantam elimde sabahları gidip, akşamüstü dönecektim. Okula gitmeyen küçük çocuklar evlerinin penceresinden bana bakıp, bakıp imreneceklerdi. Okul günü erken kalkıldı kahvaltı yapıldı. Ben çok heyecanlıyım, hayatın bitmeyen maratonuna o gün başladığımı bilmiyordum.

Okulun bahçesi çok kalabalık kimi annesiyle, kimi  babasıyla gelirken, kimi çocuklar neredeyse tüm aile fertleriyle gelmişti. Okula ilk gün biz babalarımızla gittik Sınıf çok kalabalık ve gürültülüydü. Oysa evde bir annem, bir ben olurduk ve sakinliğe alışmıştım. Gürültüyü oldum olası hiç sevemedim. Öğretmenimin kadın olmasına çok sevinmiştim, erkek öğretmenlerden korkuyordum. Öğretmenimiz güler yüzüyle bizi alıştırmaya çalışırken, bazı çocuklar öğretmen yanlarına yaklaştığında korkudan annelerine sarılıp ağlıyorlardı. Ben ağlamamıştım. Sadece korkanların ağlamasıyla, yaramaz olanların tepinmelerinden bunaltmıştım. Zil sesini duyunca teneffüse çıktık, koridorda Ayferi gördüm oda ağlamamış hatta ağlayan çoçuklara gülüyordu. Ayfer’le aynı okuldaydık ama aynı sınıfta değildik, sorunda değildi bizim için. Babalarımız Ayferin anneannesi gelmeden okulun bahçesinden dışarıya asla çıkmamamızı tembihleyip gitmişlerdi. Anneanne bizi alıp eve götürecekti. Bahçeye çıktık ellerimizi sımsıkı tutuyoruz. Öğretmenlerden bazıları da bahçeye çıkıyor. Ayfer parmağını uzatarak -Bak bu müdür beymiş, dedi. Uzun boylu, esmerdi Müdür Bey. Okul binasının yüksek merdivenlerinde ellerini  arkasında kavuşturmuş, gözleriyle bahçedeki durumu kontrol eden  müdür bey dimdik duruşuyla benim küçük gözlerime daha da heybetli  görünüyordu.

Ayfer biraz sonra bahçedeki en şık en süslü hanımı işaret ederek; -Bak bu  benim öğretmenim, dedi. Keşke görmez olsaydım, keşke göstermeseydi. Ayferin öğretmenini görünce öyle üzülmüştüm ki. Benim öğretmenin hiç öyle değildi. O küçük dünyam altüst olmuştu, perişandım. Öğlen eve gittiğimde beni merakla bekliyorlardı. Köyden büyükbabam da gelmişti.

Kapıdan girer girmez -Ben okula gitmeyeceğim, çok kalabalık. Yaramaz çocuklar var çok gürültü ediyorlar, okulu sevmedim, diye ağlamaya başlamıştım. Gözümdeki yaşlarla birlikte dilimden şikayetlerim de ardı ardına dökülüyordu. Her geldiğinde boynuna sarılıp öptüğüm büyükbabamı bile gözüm görmemişti. Büyükbabam  beni kucağına alıp seviyor,        –Ağlamaz benim kızım, bu ilk gün de ondan. Bir daha ağlamaz, diyordu. Diyordu demesine de benim ağlamalarım bitmiyordu. Aslında pek te yumuşak mizaçlı olmayan büyükbabam hiç kızmıyor aksine beni teselli ediyordu. Zorla yemek yedirdiler. Öğleden sonrası için okula tekrar gidilecekti. Ben karar vermiştim, gitmeyecektim. Büyükbabam  ciddi bir şekilde -Hadi kızım okula git, öğretmenin seni bekler, derdemez ağlamaya başladım –Büyükbaba benim öğretmenin süslü değil. -Ben de Ayfer’in öğretmenini istiyorum. Asıl derdimi söylemiştim. Benim öğretmenim süslü değildi. Ayfer’in öğretmeni pembe ruj sürmüştü… O pembe ruj için ne çok ağlamıştım.  

Benim öğretmenim Sevim hanım uzun boylu, hafif beyazlamaya başlayan  saçlarını arkadan bağlamış, çok sade bir hanımdı. Artık asıl mesele anlaşılmıştı. Ben pembe ruj süren o süslü öğretmen için ağlıyordum. Büyükbabam; -Tamam kızım,  şimdi beraber gideriz,  ben söylerim seni o  öğretmenin sınıfına aldırırız,  dedi.  Sevinmiştim kalktım –hadi gidelim, dedim. 

Gittik, büyükbabam konuştu ama maalesef benim sınıfımı değiştirmediler. Bahçeye çıktık ben ağlıyorum. Uzaktan ağladığımı gören öğretmenim yanımıza geldi. Büyükbabamı tanıyormuş meğer, selamlaşıp konuştular. Benim niçin ağladığımı soran öğretmenime büyük babam gerçeği söyleyemiyordu, –Arkadaşından ayrılmak istemiyor o sınıfa geçmek istiyor diyebildi sadece. Sevim hanım başımı okşadı, elimden tuttu ve büyükanneme selam söyleyerek sınıfa götürdü beni…  

Sınıfa o girişimden beş yıl sonra, öğretmenimden ayrılmamak için ağlıyordum. 

Yorumlar
H.BENEK  - selam yazar hanım...   |2010-08-09 18:56:08
Gerçek yazarlık kurguya dayanır, yaşananların kurgulamasına dayanır
böylece hikaye ve romanlar cıkar ortaya eline saglık iyi ve detaylı bir
kurgu bunları başkaları da görüyordur inşallah.... durmayın yazmaya devam
edin yazmak tarihe not düşmektir.
selam ve sevgiler...
nuvitk   |2010-08-14 23:10:00
Hüseyin bey güzel sözleriniz için teşekkür ederim.Uzun zamandır
internetten uzak kaldığım için cevabım gecikti kusura bakmayın. Hayırlı
ramazanlar dilerim.
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir!

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme (Perşembe, 29 Temmuz 2010 11:46)

 


Yazarın Diğer Yazılarını Görmek İçin Tıklayınız...

Duyurular
Köyden Manzaralar
Haberler