Nüvit KARAOĞLU info@asagidikmenkoyu.com Ayrılığın mutlusu olmaz; ben mutlu ayrılık görmedim. Küçük ayrılıklarda da hüzün vardır. Büyük ayrılığın parçası olduğu için. Küçük bir kızken en yakın arkadaşımı hatırlıyorum, mavi gözlü sarı saçlı Reşit nerdesin şimdilerde; artık büyüdün de çocuklarını mı büyütüyorsun ? Hayat tekrarları yaşamaktan ibaret olmasa daha mı güzel olurdu, yoksa tekrarları farklı yaşamak mı güzel olan. Evlerimiz çok yakın, pencerelerimiz karşılıklıydı, camdan cama konuşurduk. Bazen ailece yüklenirdik cama hepimiz konuşalım eksik kalan olmasın. Camdan cama konuşmak yetmezdi sen ağlardın “Bize geel!”diye, ben ağlardım “Gideliimm!” diye. Ağlamayalı çok oldu. Kimse kimse için ağlamıyor, artık. Özleyen yok, gitmek için can atan yok, gelse diye bekleyen yook. Bir gün yine size gelmiştik de artık kaç saat durduk bilmem. Annelerimiz içeride sohbet ederken biz seninle bahçeye açılan o futbol sahasına benzeyen geniş salonda oyun oynuyorduk oyna, oyna, oyna bitmezdi. Soğuk havalarda biz üşümeyelim diye salona mangal koyarlardı. Hem annelerimiz rahat eder hem biz. Onlar bizim gürültümüzden uzak olurlardı biz onların azarlarından. Sınırsız özgürlükle oyunlarımızın tadını çıkartırdık. O gün çok geç olmuş, benim gideceğimi sezinleyen maviş gözlü küçük erkek arkadaşım ben gideceğim diye ne çok üzülmüştü. Minik yüreği gitmeme engel olmak için elinden geleni yaptırmış ona. Kalktık kapıya gelmiş, üstümüzü giyinmiştik ki ben ayakkabılarımı bulamamıştım. –Anne ayakkabılarım nerde? Etrafa bakınıp duruyorum. Herkes arıyor kapıda ayakkabılarımı, bir sen aramıyorsun. O da neeee ! Mangalda iki ayakkabı gözlerim faltaşı gibi açılmış. -Anne ayakkabılarıma baaaaak! Elimle mangalı gösteriyorum. Herkes önce mangala sonra Reşit’e çevirdi gözlerini. Reşit ağlıyor; gitmeesiiiiiiin! Niye bakmıştık ki sana öyle? Suçlu muydun sen? Ben artık kimse için ağlamıyorum. Özleyen yok, gitmek için can atan yok, “Gelse!” diye bekleyen yok… Sen başka ayakkabılar yaktın mı bilmem ama, senden sonra benim ayakkabılarımı yakan olmadı hiç. |