Gönüllerin Efendisi (sav) henüz doğmadan, yani; bundan yaklaşık 1400 yıl önce dünyanın durumu yaşanılabilir olmaktan oldukça uzaktır. Çünkü; insanlar her türlü değer ölçülerini yitirmiş, yollarını şaşırmış, sosyal hayatları bozulmuş, ahlâk tamamen kokuşmuştur. Küfür ve haksızlık insanların gözlerini kör etmiş ve gönüllerini karartmış, Allah'a giden doğru yoldan uzaklaşmışlardı. Kız çocukları diri diri toprağa gömülüyor, kadınlar, esirlere yapılan muâmelenin aynısına tabi tutuluyor ve bir eşya gibi alınıp, satılıyordu. Dünyanın birçok yerinde savaşlar nedeniyle kan akmaya devam ediyor, huzur, sükun, can ve mal güvenliği ortadan kalkmış bulunuyordu. Kâinatta, insani erdemlerden olan şefkat, merhamet, sevgi, saygı, fedakarlık... gibi iyilik adına ne varsa hepsi tatile çıkmış, kurak toprakların suya hasreti misali gönüller, rahmete duyulan hasretten kavrulmaktaydı. Bu ortam içinde insanlık; cehalet, küfür ve zulmü yıkacak, karanlıkları dağıtarak nura boğacak ve kuraklıkların susuzluğunu dindirecek kurtarıcı bir el olan alemlere rahmet misafirini, büyük bir açlık içinde beklemektedir. Bu beklenti içinde iken Şanlı Peygamberimiz (sav), bir Pazartesi gecesi Mekke’ de dünyayı şereflendirmişlerdir. Kurtarıcısını bekleyen dünya; bir şafak vaktinde insanlığın hayat ufkuna Allah'ın bir rahmeti olarak tebessümlerle doğan gönüller sultanının gelişiyle, nura kavuşuyor ve beklentiler böylece makes buluyordu. Hz. Muhammed (sav)' in, Fil yılında Ebu Talib Şıb’ı Caddesinde, "Mevlid Sokağı" denilen Hz. Abdullah'ın evinde ay takvimine göre Rebiu'l-evvel ayının 12'nci günü dünyaya geldiği ve bu sene de 8 Mart 2009 Cumartesi tarihine rastlayana geceye, İslam literatüründe "Mevlid Kandili" ismi verilmektedir. Efendimizin doğum yıldönümü nedeniyle kutladığımız bu Mevlit Kandili gecesinde; yeryüzünde bir çok önemli gelişme meydana gelmiştir. Bu gece; Kisra’nın sarayından on dört sütun yıkılmış, İranlıların, bin yıldan beri hiç sönmeden yanan ateşleri sönmüştür. (1) Save Gölü’nün suyu çekilmiş, Semave Vadisini su basmıştır. Doğumu ile ilgili husus kainatın gözbebeği olan Efendimizce; "Ben, atam Hz. İbrahim’in duası, kardeşim Hz. İsa'nın müjdesi, annem Amine'nin rüyasıyım. Annem bana hamile olduğu sırada bir rüya görmüştü; içinden bir nur çıkmış ve bu nur Suriye' deki sarayları aydınlatmıştır." (2) şeklinde ifade etmişlerdir… İşte bunun gibi daha bir çok hadiseyi sıralamak mümkündür. Böylelikle, Hz. İbrahim ile oğlu Hz. İsmail'in duaları ve İsa (as)'nın müjdesi gerçekleşmiş oluyordu. Bu nurlu gecede meydana gelen olağanüstü olaylar ve sonrasında yaşanacak hadiseler nedeniyle kutlu doğum, insanlık tarihinin en mühim hadiselerinden biri olup hem de insanlığa bir hidayet güneşi olması nedeniyle, Allah' ın bizlere sunduğu en büyük nimetlerindendir. Peygamberimizin gönderiliş sebebinin bütün alemlere ve insanlığa merhamet ve şefkat kaynağı olduğu, bizzat Kur'an-ı Kerim’de; "(Ey Habibim) Ben seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdim." (3) şeklinde bildirilmektedir. Efendimizin doğumu ile Allah (cc) yeryüzünü rahmetiyle doldurmuştur. O bir milletin değil, aynı zamanda tüm insanlığın son peygamberi olarak gönderilmiştir. İki cihanın Efendisi (sav)' nin doğduğu gece yaşanan olaylar, kişi hak ve hürriyetlerine de yeniden kavuşulacağının habercisi hüviyetindedir. Kutlu doğumla insanlığın üzerine çökmüş kara bulutlar dağılmış ve alemler yeniden hayat bulmuştur. Bu nedenledir ki, Efendimizin doğumunun ne derece önemli olduğunun idraki içinde olmamız hepimizin üzerine bir gerekliliktir. Mevlit kandili gecesi, insanların gönlüne ferahlık ve düşüncelerine berraklık kazandıran bir zaman dilimidir. Seçilmiş zamanlardan afv ve mağfiret edilmemiz açısından bir fırsat olması nedeniyle Mevlit Kandili gecesi ihya edilmelidir. Geceye özel saygı gösterilmeli, günah işlemekten sakınılmalı ve bolca ibâdet edilmelidir. Oruç tutmak, zekât ve sadaka vermek, çok sayıda Salât-ü selâm getirmek, zikir yapıp günahlara pişmanlıkla tövbe etmek, Kur'an okuyup dua etmek, kaza ve nafile namazlar kılmak geceyi ihya açısından önemli bir yer teşkil etmektedir. Ayrıca, geceyi fırsat bilerek geçmişimizin muhasebesi ile geleceğimizin planlaması yapılmalıdır. Yakınlarımızın kandillerini tebrik edip duaları alınmalı, gece içinde yapılan ibadetlerin sevapları geçmişlerimize hediye gönderilmelidir. Çevremize ve çoluk çocuğumuza güzel örnek olup gecenin ehemmiyeti onlara da fark ettirilmeli, Müslüman kardeşlerimizin kandilleri kutlanıp gönülleri alınmalıdır. Çevremizde bulunan fakir, muhtaç ve hastalara yardım edilmelidir. Dualarımızda kendimiz, ailemiz, milletimiz, ülkemiz ve bütün insanlığın huzur ve sükuneti içinde talepte bulunmayı unutmamalıyız. Peygamberimizin doğumunu anmaktan maksat; O’nun evrensel olan Peygamberliğini, getirdiği esasları, yüksek ahlakını bir kez daha benimsemek ve sünneti seniyyesini yaşamak azminde olduğumuzu kendimize ve çevremize hatırlatmaktır. Çocuklarımıza onun hayatı ile ilgili bilgi vererek onu sevdirmeye çalışmaktır. En güzel ahlak sahibi Efendimizin hayatımıza girmesini, O'na duyulan muhabbetimizin artmasını ve manevî aydınlanmamızın öncüsü olmasını sağlamaktır. Mevlit kandili münasebetiyle, rahmet Peygamberi Efendimiz (sav)'in; insanlığa yeniden merhamet elini uzatmasını ve karanlıkların onun nuruyla yeniden aydınlanmasını beklerken, Hz. Peygambere olan sevgimizin daha da çoğalması temennileriyle Mevlit Kandilinizi kutluyorum. KAYNAKLAR: 1- Taberî , Beyhakî 2- Şibli, İslam Tarihi, 3- Enbiya Suresi 107 |