Giriş Formu
Site İşlemleri
Kimler Sitede
Şuanda 3 konuk çevrimiçi
Ziyaret Sayısı
Bugün41
Dün95
Hafta326
Ay691
Tümü37928

jbc vcounter
Anketler
Bu yıl ki yaz tatilin de Köyümüze gidecekmisiniz?
 
Günün Sözü
Üç şey kalbi öldürür: Çok yemek, çok uyumak, çok konuşmak.
Fudayl bin İyaz -
Anasayfa Köyün Folklorü

Onlar Bizim Kadınlarımız


Okunma Sayısı : 892

 Davut ZAT


Her insanın hayatla bir sınavı var hiç kuşkusuz. Ama bizim kadınlarımızın öyle bir sınavı var ki, benzemez bir başkalarınınkine... Evet, köyümüzde kadın olmak zorların zorudur adeta. Bir taraftan annelik rütbesine erişmişken,  diğer taraftan da eş olmanın haklı gururunu yaşarlar.  Hele bir de tarım sektörünün zorlukları da eklenince omuzlarına, daha bir çilekeş olurlar hiç şüphesiz. Her tarafa yetişebilmek için adeta bir iyilik meleği olup, koşup dururlar hayat mücadelesine destek olabilmek adına. Elleri öpülesi, cennet ayakları altına serilesi, kocasının dert ortağı ve hayat arkadaşı olduğu kadar onlara dâvadaşlık ederlerken de, daha bir abideleşirler elbette…

Neler yoktur ki onların fedakârlıklarının içine sığdırılmış… Bir hudut çizmek mümkün müdür acaba. Kendilerine ayırdıkları zaman ne kadardır dersiniz?  Evet, zordur Aşağıdikmende kadın olmak. Sadece Dikmende kadın olmak mı böyledir. Pek tabiî ki bizim köyümüzle sınırlamak haksızlık olur diğer kadınlarımıza. Tosya’nın ve Kastamonu’nun bütün köylerinde benzerdir bizim kadınlarımızın çilesi. Karadeniz bölgesinde daha bir derinleşir bu çilekeşlik. Özetle; Türkiye’mizde kadın olmak zordur... Fakat biz yakın bölgeden başladık konuya, öyle de devam edeceğiz bir genellemeyi içeriğimize dâhil ederek. Kadınlar günü denilen 8 Mart, sahi onlar için ne anlam ifade ediyordur bir soranınız var mı acaba... Farz edelim sordunuz, böyle bir günün varlığından kendileri haberdarlar mı? Hadi haberleri oldu, ellerine geçen nedir? Çiçekli, biblolu veya diğer ambalajlar içindeki hediye paketleri değildir onların beklentileri… Ya nedir diye sorarsanız, sanıyorum bu sorunun cevabı da yine kendilerinde saklı olmalı… 

Onlar bunca iş yükünün ağırlığından bitap düşseler bile, yine de; evlerinin günlük işlerini, çocuklarını, eşlerini ve komşularını asla ihmal etmezler. Uykularından feragat ederler de, yapmaları gerekenlerden feragat etmezler. Ve güçleri yettiği zamana kadar başkalarına yaptırmayı da hiç düşünmezler. Onların fedakârlığının bedenlerindeki nişanları; ellerindeki nasırlar, yaşlandıklarında bellerinin bükük olması, dizlerindeki romatizmalar ve ten renklerindeki güneş yanığı izlerinden belli olur. Hiç kolay değildir işleri, hayat ve yaşam şartları onları ezmektedir her geçen günde. Tarım toplumunun ezici yorgunluğunun izlerini taşır, her bir kederli yüz ifadesi. Niyetleri sâfiyane ve fedakârlıkları zirvededir. Her şeye rağmen yine de fiziksel güzelliklerinden de hiçbir şey kaybetmezler. Taş bebekler gibi olup, katıksız güzeldir onlar; süssüz, boyasız ve en doğal, hal ve endamlarıyla…

 

Her sahada görmek mümkündür bizim kadınlarımızı. Yeter ki içinde fedakârlık değeri taşıyan bir alan olsun..!  Onları, Milli Mücadelenin destanı yazılırken de en önde bulduk, hem de yaptıklarıyla dünyaya parmak ısırtacak cinsten. Halime Çavuş, Şerife Bacı, Nene Hatun gibi isimlerle sıfatlaşmış olarak gördük tarihimize mâl olurlarken. Şimdi ise şehit şerife bacıların torunlarıdır yine onlar… Kim bilir bu nedenledir belki de, kadınlar gününün tek bir güne sığdırılmasının onlar için bir anlam ifade etmemesi! Çünkü bir ayrıcalığı yoktur bu günün bizim kadınlarımız açısından. Diğer günler gibi sıradan bir gündür işte. Ya da diğer günler ne kadar özel bir günse, bu günde öyle özel bir gündür. Bu sebepleri göz önünde bulundurduklarından da olabilir özel bir kutlama beklentisi içinde olmamaları. Ya da hayat denilen gerçek öyle bir çökmüştür ki tepelerine; kendilerini ilgilendiren bu türden kutlanılası günlerle bile derinlemesine ilgilenecek vakit bırakmamıştır geride…

 

Günümüz modern toplumunda çalışan kadın olmak tanımlamasının içine köy kadınları dâhil edilmezler oldum olası. Fakat onlar, çalışma hayatının en ağır kısmını hem de maddi bedelsiz, fakat birçok manevi bedel ödemek suretiyle yerine getirenlerdir. Yine onlar, sevdikleri üzülmesin diye kendi üzüntülerini ve yaşayabilecekleri zevkleri feda eden ve öteleyen kadınlardır. Narin bünyelerine yüklenen sorumlulukların, kapasitelerinin çok üzerinde olduğuna inanıyorum. Bu tablo tasvip ettiğimiz bir profil ortaya koymasa da, maalesef bizim gerçeğimizdir ve işte onlar bizim kadınlarımızdır…

 

Zaman zaman düşünmüşümdür! Çalışma hayatının içinde olan yahut kendisini aristokrat sayan kadınlar; onların bu haline bakıp hor görüyorlar mıdır acaba diye? Yoksa kendilerini şanslı veya nasipli mi hissediyorlardır. Ya da kendi hallerine şükrederek; “aman beterin beteri de varmış” deyip, “kıssadan hisse” mi çıkartıyorlardır dersiniz? Yoksa; öyle çilekeş olmayı tasvip etmeyiz, bize böyle davranılamaz, biz ne sizin ananız gibi ana, ne de babanızın ananıza davrandığı gibi davranılacak kadınlardan değiliz, bu bir reva değildir mi, diyorlardır. Öyleyse sormak lazım Karadeniz kadınına; bu şartları kendileri mi istemişler de böyle çilekeş bir yaşantıya maruz kalmışlar ve şu koca dünyadan tüm beklentileri bunlarmışçasına nasiplenir olmuşlardır! Başka tercih şansları var mıdır acaba? Evet, herkes kendi şartları içinde hayatla köşe kapmaca oynuyor ve dünya sınavını veriyor! Zaman zaman hiç de arzu edilmeyen ya da beklenmedik bir yaşam tablosuyla hayat, kendilerini yüz yüze getirmiş olsa dahi…

 

Batıda ki orta çağ zihniyetinin ve kilisenin kadına yaptığı muameleler ise hepimizin bilgisi dâhilinde! Bunu unutarak dünyaya insanlık dersi vermelerini ve kadınlara yaptıkları muameleler ikinci sınıf türden değilmişçesine bir tutum takınmalarını da samimi bulmadığımı ifade etmek istiyorum. Bu yaklaşımlarının, olsa olsa bir günah çıkartma amellerinin devamı niteliğinde olduğu düşüncesindeyim.  Çükü, özgürlük ve eşitlik adı altında kadın merkezli başka bir sömürü düzeni kurdukları hakikat değil midir sizce de? Modanın baş aktörü, vitrinlerin süs malzemesi, reklâmların ana öğesi yapılan ve görselliğin cazibe merkezine oturtulan yine kadın değil midir? Bu örnekler herkesin gözü önünde gerçekleşmekte olan inkârı mümkün olmayan realitelerin tâ kendisi. Ne dersiniz modern toplumun kadınları, bir taraftan kadın hakları adı altında önemseniyormuş gibi gösterilip, diğer taraftan şişirme bir pohpohlamayla başka başka alanlarda esir edilmiyor mu? Şahsen, kadın hakları gününde böyle bir irdelemenin kadınlarımız adına yapılması ve sorgulanmasını önemsiyorum!

 

Gerek köy şartlarında, gerek şehir hayatında, gerekse dünya üzerindeki bütün kadınların sorumlulukları oldukça ağırlaştırılmıştır. Toplumsal hayat kendilerini buna zorluyormuş gibi gösterilmeye çalışılsa da düşüncem o ki; kadınlarımızın daha rahat etmelerine imkân sağlayacak bir standardın yakalanması acil bir zorunluluktur. Öyle ki, Dünya nüfusunun yarısından fazlasını teşkil eden bir cinsiyet aidiyetine mensupluktur kadın olmak. Bizim kültürümüzde ise kadın; ya anne, ya eş, ya kız kardeş ya da bir evlattır. Elbette ki 8 Mart günü, kadına verilen değer açısından tek başına yeterli bir gösterge olmasa bile, yine de kutlanılmasını önemsiyorum. Her hususta olduğu gibi, istismar edilmemek kaydıyla doğru bir davranış biçimi olarak da tasvip ediyorum.

 

Bu gün vesilesiyle tüm kadınlarımızın kadınlar gününü kutlarken, bir an evvel hak ettikleri değere ulaşmalarını ve layığı veçhile muamele görmelerini temenni ediyorum.

Yorumlar
H.BENEK   |2009-03-09 11:36:07
KADINLARINA İNSANLARINA DAĞER VERMEYEN TOPLUMLAR HEP GERİ KALMIŞ TOPLUMLAR
NEDEN? KADINLAR BİZİM YARIMIZ BİZDE ONLARIN YARILARIYIZ. YARIMIZ SORUN
YAŞARSA DİGER YARIMIZ DA YAŞAR.. KADINLARIN KENDİ ARALARINDA Kİ UÇURUMA
İYİ ÖRNEK VERMİŞSİN BİR TARAFDA LÜX İÇİNDE YAŞAYANLAR DİGER TARAFDA
MİNUMUM İNSANİ DÜZEY BU ÇELİŞKİLER ÇÖZÜLMEDİKCE SORUN ZOR
ÇÖZÜLECEK GİBİ DAVUT GARDAŞ. AMA BU YAZINLA SORUNA İNSANLARIN
ZİHİNLERİNE BİR İZ DÜŞEBİLİRSİN İŞALLAH. SELAMLAR
nuvitk   |2009-03-09 12:22:20
Davut bey bizim için yazan elleriniz dert görmesin.
Dünyada ilk kadın
mitingi 10 Aralık 1919 günü Kastamonuda 3000 kadının biraya gelmesiyle
yapılmıştır. Yazınızı okuyunca bunu hatırladım. Kastamonu kadınının
kültür seviyesini kimse göz ardı etmesin..
Selamlarımla
Nüvit
Karaoğlu
mutlu   |2009-03-11 01:23:06
Doğumdan ölüme kadar, yaşamımızın her anında yanımızda olan,
ihtiyacımız olsun olmasın yardım ve desteğini hiç esirgemeyen,
yüreklerindeki sevgi ve şefkatle ruhumuzu yoğuran; doğuran, büyüten,
eğiten, bizi biz yapan tabi bunları karşılıksız yapan kadınlardır
elbette. Çok güzel ifade etmişsin eğrisiyle-doğrusuyla kadınlarımızın
bu günkü yerini, değerini... Kalemine sağlık...
kainat   |2009-03-18 14:52:18
Öyle fildişi kuleden ahkam kesmek yok!
Söylediklerinizde samimi iseniz bunu
ispatlamalısınız. Varmısınız Davut Abim!
Bir gün, hatta durun yenge
adına zamanını da tespit edeyim pazar günü tüm ev işlerini siz görün,
çocuklarla tüm gün siz ilgilenin...
Yengeciğim; henüz tanışmamış olsak
da bu mesajımı okuyunca minnettar kalacağını tahmin ediyorum. Yengeme selam
ve sevgilerimi sunuyorum.
Davut Abime ise kolay gelsin diyorum
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir!

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme (Salı, 09 Haziran 2009 12:03)

 


Yazarın Diğer Yazılarını Görmek İçin Tıklayınız...

Duyurular
Köyden Manzaralar
Haberler