Giriş Formu
Site İşlemleri
Kimler Sitede
Şuanda 18 konuk çevrimiçi
Ziyaret Sayısı
Bugün41
Dün112
Hafta586
Ay2949
Tümü34415

jbc vcounter
Anketler
Bu yıl ki yaz tatilin de Köyümüze gidecekmisiniz?
 
Günün Sözü
İlim adamları için yokluk içinde yaşadığı halde kanaat sahibi olmaktan daha değerli bir ziynet yoktur.
İmam Şafii -
Anasayfa Köyün Folklorü

Hicretin Sebepleri


Okunma Sayısı : 636

 

 

   Raşit DİKMENLİ

   ifno@asagidikmenkoyu.com


Bir yerden bir yere göç etmek anlamına gelen kelime manasından öteye geçen ve tarihin en önemli hadiselerinden olan hicret, özel bir anlamı, kendine özgü derinliği ve çeşitli mucizelerin bir arada yaşandığı köklü gerçekleri içinde barındırır. Hicret, İslam âlemine yön ve istikamet veren, geniş ufuklar açan ilahi rıza için yapılan bir tercihtir. İslam medeniyetine başlangıç teşkil eden; sıkıntı, baskı ve zulümlerden Allah’ın izni ile huzur, saadet ve dini mübin-i İslam’ı daha rahat yaşayabilmek adına ensar’ın komşuluğuna talip olmaktır.

Hicret edene muhacir ismi verilmektedir. Manevi anlamda ise; nefsle cihad ederken, niyeti halis tutmak ve kalb-î marazlardan temizlenmek adına hata ve günahlardan uzaklaşmak için Allah’ın istediği kulluk ölçülerine yapılan bir göçtür hicret. Yani, sosyal şartların zorluklarından kaçış değil, bilakis Allah emrinin bir ifâsıdır.  Mâsivâdan Allah'a, kötülüklerden iyiliklere, günahlardan sevaplara, haramlardan helallere yönelerek İslâm'ı yaşamak azminde olmak ve Allah’ın (C.C) rızasına ulaşmak için yine O’na yapılan yolculuktur.

Tarihi süreç incelendiğinde; Hz. İbrahim, Hz. Şuayp, Hz. Musa, Hz. Lut, Hz. Zekeriyya ve Hz Nuh (A.S) gibi birçok Peygamber de yaşadıkları yerlerde sert muamelelerle karşılaşmış ve hicret etmeye zorlanmışlardır. Başta Peygamberler olmak üzere hak davaya inanan, onu yaşamak isteyen ve “emribilmağruf  nehyi anilmünker” yapan her müminin kaderi de bundan farklı olmamıştır.  

Yüce Allah (C.C),  Nebi (S.A.V)’e : "Önce en yakın akrabalarını uyar." (1) ve “Ey Rasül ! Rabbinden sana indirileni tebliği et. Eğer bunu yapmazsan O’na elçilik vazifesini yerine getirmemiş olursun.” (2) şeklinde emretmiştir. İki cihanın güneşi (S.A.V) bu ilahi emre tabi olarak dini tebliğ için insanları İslam’a davet etmeye başladığında, çok çetin bir dirençle karşı karşıya kaldı. Atalarının dini putperestliğe sımsıkı sarılanlar, Efendimiz (S.A.V) le pazarlığa girdiler. Büyük Nebi; " Vallahi, bu işi bırakmam için bir elime güneşi, diğer elime ayı koysalar, ben yine bu davadan vazgeçmem. Ya, Allah onu bütün cihana yayar, görevim biter, ya da bu yolda ölür giderim" (3) diyerek onların tüm tekliflerini reddetmiştir. Netice alamayan Mekke müşrikleri, sevgililer sevgilisine, onun yakın çevresine ve sahabelere işkence etmeye başlamışlardır.

Peygamberimiz (S.A.V)’ min tebliği insanlar arasında karşılık bulmuş ve her geçen gün müslüman olanların sayısı artmaya devam etmiştir.  Mekke müşrikleri bu durumun gelecekte kendileri açısından büyük tehlike oluşturacağını ve saltanatlarının sallanacağını düşünerek telaşa kapıldılar. Hemen, Darun Nedve denilen karar meclislerini toplayarak bir takım yaptırım kararları almaya başladılar. Nitekim, alınan bu kararlarının gereği olarak eziyet, baskı ve zulümleri artmış, Bilal-i Habeşi, Ümmü Ubeys, Ebu Fukeyhe, Amir b.Füheyre, Habbab b.Eret, Miktat b.Amr, Suheyb b.Sinan, Nehdiyye Hatun, Zinnure Hatun, Lübeyne Hatun gibi  sahabelere işkenceler yapılmıştır. Hz. Sümeyye ve Hz Yasir gibi sahabeler ise  bu işkencelere dayanamayarak hayatlarını kaybetmişlerdir. Bütün bu yaşananlardan sonra hem Peygamberimiz, hem de diğer mü'minler için artık Mekke'de hayat tamamen çekilmez bir hal almıştı. Akabe biatlarını takiben iyice bunalan müslümanlar, Mekke’de din ve inanç hürriyetinin ortadan kalkması ve putperestlerce hayat haklarının da ellerinden alınmaya kalkışılması neticesinde, hicret kaçınılmaz olmuştur.

Nihayet son olarak, Hz. Peygamber (S.A.V) Efendimizin de hayatına kastetmeye karar veren müşrikler, her kabileden seçtikleri iki yüz kadar güçlü ve kuvvetli gençle Peygamberimizin evinin etrafını kuşattılar.  Yüce Allah (C.C) Kur'an-ı Kerimde bu durumu; "İnkâr edenler, seni bağlayıp bir yere kapamak veya öldürmek, ya da sürmek için düzen kuruyorlardı. Allah düzen yapanların en iyisidir." (4) buyurmakta olup, onların bu hain planlarının nasıl boşa çıkartıldığını haber vermektedir. Müslümanların çetin, sert ve şiddetli bir muhalefetle karşı karşıya kaldıklarının açık bir göstergesi olan bu hadiseler, hicreti hazırlayan sebepler olmuştur.

Öyleyse bizde hak bildiğimiz mücadelede her türlü zorluğu karşı direnmeli, şartlar tahakkuk ettiğinde ve kaçınılmaz olduğunda Allah için hicret edebilmeliyiz.

Hatta günahlardan korunmak için, hak bilinen doğrulara her daim hicret etmeliyiz.. 

Yorumlar
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir!

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme (Salı, 05 Ocak 2010 12:45)

 


Yazarın Diğer Yazılarını Görmek İçin Tıklayınız...

Duyurular
!!! Yazarımız Davut ZAT'ın; "Bir Devrez'imiz Vardı!" başlıklı yazısı eklenmiştir.

!!! Yazarımız Nüvit KARAOĞLU'nun; "Pembe Ruj" başlıklı anı yazısı  eklenmiştir.

!!! Yazarımız Sadi Mola'nın; "Çankırıya Bağlanmak" başlıklı yazısı eklenmiştir.

!!! Yazarımız Hüseyin BENEK'in; "  Anayasa Değişikliğine Evet mi Hayır mı? " başlıklı yazısı eklenmiştir.

Köyden Manzaralar
Haberler