Köy nüfus yoğunluğu acısından nahiyeden küçük yerlere denir. Köyde yaşayanlar genellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşırlar. Bu uğraş alış, veriş den çok üretime dayanır, köylü topluluklarına gıda üreticileri de diyebiliriz. Örneğin beslenmemizi ele alınca birçoğunun köylerde üretildiğini söyleyebiliriz. Köyde üretilen gıdalara baktığımız zaman buğday, un olarak ekmek, makarna, börek, çörek, pasta, gibi unlu gıdalar diye adlandırdığımız gıdanın hammaddesi. Süt ve süt ürünleri yine öyle, inekten elde edilen sütler fabrikalara verilmektedir, bize kutularda süt, peynir, yoğurt gibi beslenmemize katkı sunuluyor. Sebze ve meyvelerde de durum aynı, elma, armut, şeftali, kiraz vs, domates, patlıcan, biber, salatalık, kavun, karpuz vs. hep köylerde üretilen ürünlerdir. Biz, köylüler insanların beslenmeleri için üretiriz, üreten herkesten ALLAH razı olsun. Köyde yaşamanın diğer bir tarafı ise yaşayan herkesin bir birini tanıması ve bir şekilde bir biriyle ilişki içinde olmalarıdır. Bir kişiyi tanımanın önemini tanımadığımız birinden kazık yediğimiz zaman kıymetini anlarız. Ama köyde kimin yaramaz kimin dürüst ahlaklı, erdemli olduğunu biz çok rahat biliriz. Kişiler birbirlerini doğuştan tanırlar ve bir birleri hakkında bir kanat sahibi olurlar, yaramazlar hemen kötülükleriyle tanınırlar ve onlara güven azalır. Örneğin; Kadir abi köyümüzün muhtarı ben doğdum, doğalı tanırım oda benim hayatımın neredeyse bütün aşamalarını bilir. Bu biliş hepimiz için geçerlidir. Başka örnek İsa abi, Reşit abi Bayram daha başka burada uzatmamak için yazmadığım onlarca örnek verilebilir. Bu tanışıklık yardımlaşmaya, dayanışmaya nimeti de külfeti de paylaşmaya dönüştürülürse ne büyük bir nimettir. Aşağıdikmen köyü birbirimize saygılı davranabilirsek çok güzel yaşanacak bir köy, ama bir birimize saygı ve sevgiyle yaklaşamazsak bu güzel köyü yaşanmaz hale getiririz ALLAH korusun.Birbirinizi seviniz, Allahın emri, peygamberimiz H.z. Muhammet Mustafa bir hadisinde ‘ İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi de sevmedikçe iman etmiş olmazsınız, hadisiyle insanları, mümin kardeşimizi, köylümüzü, kentlimizi sevmemizi Allah emretmiş, peygamberimiz önermiştir, bize düşen emre uymaktır. Emirlere uyarak Allahın sevgisinin yanı sıra yaşadığımız köylülerimizin de sevgisini ve saygısını kazanırız. İnsanların sevgisini kazanmak bence çok önemli bir kazançtır. Sizi sevenler sizin üzülmenizi istemezler, istememeliler üzülmenizi. Biz bizi sevenleri de sevdiklerimizi de üzmemeliyiz. Belki de fazla üzerinde durulmuyor ama en büyük günahlardan biri insanların mutsuzluğuna neden olmaktır. Yıllardır tanıdığımız kişilerin mutsuzluğuna neden olmak her şeyden önce bize yakışmaz. Bizler yaşadığımız yer köy olsun, kent olsun orada sorun olamayız, orada iyi ve güzel işler yapmalıyız ve yaparız da. Bu aynı toplumda yaşayan bizimde mutluluğumuza katkı sağlayacaktır. Köyde yaşamanın diğer bir güzel tarafı da sakin ve sessiz oluşunun yanında havasının da çok temiz olmasıdır. Sakin yerlerde yaşayanlarda strese dayalı psikolojik sorunların daha az olduğu söylenir. Biz köylüler şanslıyız temiz hava, doğal gıda, sakin ortamın içinde yaşıyoruz, kıymetini bilelim. Bütün köylülerimize selam ve saygılar... |