Giriş Formu
Site İşlemleri
Kimler Sitede
Şuanda 1 konuk çevrimiçi
Ziyaret Sayısı
Bugün40
Dün95
Hafta325
Ay690
Tümü37927

jbc vcounter
Anketler
Bu yıl ki yaz tatilin de Köyümüze gidecekmisiniz?
 
Günün Sözü
Üç şey kalbi öldürür: Çok yemek, çok uyumak, çok konuşmak.
Fudayl bin İyaz -
Anasayfa Muhtarlarımız

Tosya Pirincinin Sorunları


Okunma Sayısı : 393



 

    Davut ZAT

    davutzat@gmail.com 


Tosya Pirincinin hayat öyküsünü pirinçlerin toprağa atılma zamanında anlatmıştık. Şimdi ise bilineceği üzere çeltik hasadının yaşandığı başakların pirince döndüğü zaman dilimini yaşamaktayız. Pirincin yeni ürün olarak piyasaya çıktığı hasat mevsimini fırsat bilerek, marka olma özelliği taşıyan ve “Tosya’daki Pirince giderken, evdeki bulgurdan olmak” gibi ata sözlerine konu olan bizim Pirincimiziin sorunlarını anlatacağız. 

Pirinç üretimi, 1938 yılında çıkartılan 3039 sayılı Çeltik Üretim Kanunu çerçevesinde yapılmaktadır. Bu kanunun günümüz ihtiyaçları doğrultusunda yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Üretim,  çeşitli uygulamalarla özendirilmeli ve  böylece üretici güçlendirilerek üretim artırılmalıdır. Tosya’mızın toprakları verimli olmakla birlikte, çeltik ekim arazisi ihtiyaca cevap verecek düzeyde değildir. Yani halkın geçim kaynağı olarak arazi yetersiz olup, dışarıya göçün önüne geçilememektedir.

Tosya köylüsü, toprak yetersizliğinin verdiği dışa itme ile Çankırı - Kızılırmak bucağı, Samsun – Terme, Tokat- Erbaa gibi bölgelerde tarla kiralayarak,  ürün yetiştirme sezonlarında ekim yapmaya gitmektedirler.  Üretimde girdi maliyetlerinin yüksekliği,  girdi fiyatlarındaki artışa karşılık ürün fiyatındaki düşüşler her geçen gün insanlarımızı, emeklerinin karşılığını alamaz konuma getirmektedir. Üreticilerimiz, sadece karnını doyurabilmek için kendi emek gücünü ortaya koyarak ayakta durmaya çalışmaktadır. Bunun ana sebebi,  Amerika, Avustralya, Mısır ve Çin gibi ülkelerden yüksek düzeyde pirinç  ithal ediliyor olmasıdır.

Geçmiş yıllarda Tosya çiftçisi, çeltik ürününü hasat mevsiminde elinden çıkartmayarak bir yatırım aracı olarak ambarlarda saklamaktaydı. İç tüketim gerçekleşip piyasada pirinç azaldığında, talepten kaynaklanan  fiyat artışlarından yararlanarak ürününü satışa sunuyordu. Şimdi ise bu durum tamamen değişmiştir. Hasat  sezonunda oluşan piyasa geçtiği  zaman çiftçimiz ürününü satamamaktadır. Halbuki, 500 bin ton civarında pirinç tüketen ülkemizin iç üretimi, 300 ila 350 bin ton arasında değişmektedir. Rakamlar böyle iken pirincimiz yinede pazar bulamamaktadır.  Hali hazırda çeltik ithalatındaki % 50 olan gümrük vergisi ilk aşamada % 34 e indirilmişken, bununla da yetinmeyen hükümetimizin yeni kararlarla vergi oranını  % 20 ye kadar indirmiş olması ve  TMO’ nun yıllık üretim açığını 150-200 bin tondan 300 bin tona çıkarmış olması, ülkemize dışarıdan daha çok pirinç ithaline sebep olmaktadır. Bu durumun oluşturduğu iç piyasadaki doygunluk, üreticiyi günden güne pazar sorunu yaşamaya itmektedir.  TMO’ nun yeni fiyat politikasına göre; taban fiyat uygulamasından vazgeçilerek, fiyatın piyasa şartlarında oluşması yolunda bir yöntem takip etmesi, ithal pirinç karşısında rekabet gücü olmayan iç üretimi yok etmektedir. 

kümetlerin uygulamış olduğu dış ticaret politikalarından  pirinç üreticileride nasibini olumsuz şekilde almaktadır. İç tüketim ve üretim mukayesesini göz ardı ederek  yapılan pirinç ithalatı, zaten zor şartlar altında üretim yapan çiftçimizin işini daha da zorlaştırmaktadırKamuoyunun da yakından takip ettiği gibi pirinç ithal ettiğimiz çeşitli ülkelerin Ticaret Bakanlığı yetkililerinin, Ülkemiz nezdinde girişimlerde bulunarak pirinç ve et ithalatındaki uygulamalar ve gümrük vergilerinde indirime gidilmesi  konusunda bir takım  girişimlerde bulunmaları dikkat çekici bir husustur.  Dünya ülkeleri kendi tarım üretimlerine bu denli önem verip pazar araştırması yaparken, bizler dışa bağımlı bir politika izleyerek iç üretimi günden güne yok etmekteyiz. Yürütülen bu yanlış ithalat politikaları yüzünden tarımsal ürünlerde de dışa bağımlılık artmış olup, Kurtuluş savaşından sonra kalkınmamızın temel unsuru ve bir zamanlar kendi yeterliliğimizle övündüğümüz tarımın ülke ekonomisindeki payı daha alt sıralara düşmüştür.  Örgütleri ve teşkilatları yetersiz olan çiftçilerimiz sorunlarını anlatamamakta ve seslerini duyuramamaktadır. Ziraat Odaları ve Birlikler pirinç konusundaki sorunların çözümünde yeterli kamuoyu oluşturamamaktadırlar. Çeltik üreticilerinin bir araya gelerek organizasyonlar oluşturamamaları ve etkili birlikler kuramamaları, bu tür sorunlara sahip çıkma noktasında yetersizlikleri de beraberinde getirmektedir. 

Ülkemizde çeltik tarımının güçlendirilmesi, kendi üreticilerimizin önünün açılması ve iç tüketimi kendi imkanlarımız ile karşılayabilmemiz için daha özenli bir politika izlenmesi  gerçeği kaçınılmazdır.  Doğrudan gelir desteği ve mazot desteği uygulamaları çeşitli istismarlara konu olmakta, ortakçılık ve kiralama yoluyla yürütülen tarımda yapılan destek, üreticinin değil doğrudan mülk sahibinin cebine gitmektedir. Miras sorunları nedeniyle küçücük hale gelmiş topraklarımızın hisse devirleri yapılamadığı için de bu desteklerden çiftçilerimiz çoğunlukla yararlanamamaktadırlar. Sübvansiyonlu ürün ithalinin kolaylaştırılması yerine, ciddi ithalat ve tarım politikaları izlenerek iç üretimi de öldürmeyecek şekilde hareket edilmeli ve böylelikle iç üretim teşvik edilmelidir.    

Tohumluk üretiminde; yeni bir ırk üretilemeyişi ve eski tohumların melezleşerek git gide verimliliğini yitirmesine neden olmaktadır. Sertifikalık tohum üretiminde, İl ve ilçe Tarım Müdürlükleri  konuya daha hassasiyetle eğilmeli ve çiftçimiz bu konuda seminer ve kurslar düzenlenerek eğitilmelidir. Tohumluktaki ıslah çalışmalarının artırılması, tohumluk fiyatlarının yeniden düzenlenmesi ve üreticinin alımına kolaylık sağlanması, hatta sübvanse edilmesi noktasında çalışmalar yapılmalıdır. Ziraatçılarımızca daha geniş tetkik ve tahliller yapılarak toprağa uygun tohum, sulama, gübre oran ve çeşitleri bir an önce yeniden belirlenmelidir. Böylece en fazla verimin nasıl alınacağı konusunda, çiftçilerimizin bilinçlendirilmesi gerekmektedir.

Çiftçilerimizin bilinçsiz üretime yönelmesi ve halâ eski klasik yöntemlerle tarımın yürütülüyor olması, gelişen teknolojiye ve şartlara ayak uydurulamayışı, emek yoğun bir çalışmaya dönüşmekte ve iş hastalıkları oranı yükselmektedir. Bu sorunların kaçınılmaz bir sonucu olarak, Tosya’mızdaki  15.000 dönüm alanda yürütülen pirinç ekimi, bu yıl 5000 dönüme kadar gerilemiştir. Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsünce yapılan çalışmalar;  bölgesel Edirne “Baldo” pirincini, yine Enstitünün desteği ile Osmancıklı bir Mühendisimizin çalışmaları “Osmancık-97”  çeşidini markalaştırmıştır. Bu pirinçler Tosyada yetişmekte olduğu halde markalarının ismiyle anıldığından o bölgenin pirinciymiş gibi toplumda kabül görmektedir.

Tosya da ise durumun tam aksine bir seyir izlenmektedir. Çünkü Tosya Pirinci artık marka olmaktan çıkmaya yüztutmuştur.  Hata meşhur atasözü, artık Dimyata mâl edilir olmuştur. İtalyan süpermarketlerinde ve Ülkemizin bir çok yerinde satılan Tosya Pirinci  patentli ürünlerin içinden,  maalesef Tosya Pirinci  çıkmamaktadır. Bize ait olan kendi ırklarımızdan Maratelli, Yaşar, Ak çeltik, Sarıkılçık vs. gibi  türlerden çoğu bir bir  kaybolmaktadır.  Çeltik üretimindeki  başlıca sorunlardan birisi de su yetersizliğidir.

Tosya’daki  pirinç arazisinin sulanmasında da su sıkıntısı, zaman zaman had safhaya çıkmaktadır. Devrez çayının suyu, yöre halkının kendi arasındaki “keşik sistemi” denilen bir formül ile kullanılmaktadır. Karşılıklı dayanışma içinde dönüşümlü olarak kullanılan su, böylece sorun olmaktan kurtarılmaya çalışılmaktadır. Biçer Döverlerle yapılan makineli hasatta; çeltik tanelerinin kırılma oranındaki artış ve fabrika verimindeki düşmeler ile kırığa çıkan pirinç oranının yükselmesi de ayrı bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Donanımlı bir fabrika imkanından yoksun olarak yeterince kurutulmadan, cilalanmadan ve paketlenmeden piyasaya sürülen pirincimiz, marka olmasına rağmen pazar bulmakta sıkıntı yaşamaktadır. 

Gıda sektörünün öncü isimlerinden değerli hemşehrimiz  Mehmet REİS’ in öncülüğünde Tosya pirincinin dünyaya marka olması için, bölgemizde kurulması düşünülen tesislerin, bir an önce hayata geçmesini büyük bir sabırsızlıkla beklemekteyiz. Böylelikle  kaliteli üretimimizin tüm dünyaya pazarlanması için;  kurutma, cilalama ve paketlenmesinin de yapılacağı modern bir tesise kavuşması hem yöre halkının ekonomik durumunu, hem de Kastamonu ekonomisini canlandıracağı muhakkaktır. Konuya duyarlılığı ve gayretleri nedeniyle kendisine teşekkür ediyor, katkılarını bekliyoruz.   

Festivallere adını veren pirincimiz ve sorunlarına eğilinmelidir. Yol kenarlarındaki derme - çatma kulübelerden bir an önce kurtarılması hedeflenmelidir. Tekrar eski günlerine dönmesi için ne gerekiyorsa yetkililer tedbir almalıdır. Aksi halde mi? Aksi halini düşünmek bile istemiyorum...

Her  arandığında bulunamayan, ulaşılması zor olan ve uğruna Tosya’ya kadar gidilerek baş tacı edilen Tosya pirinci, bir zamanlar başlı başına ayrı bir dünya idi. Çünkü  değerliydi, kıt dı, pahalıydı ve herkes bol miktarda bulup yiyemiyordu. Gıda  alanında ve tüketim maddelerinde yabancı hayranlığı da bu denli kendini göstermemişti. Avrupa’dan giyinmek ve Avrupa’dan yemek tercih edilmezdi. Şimdi ise Amerikan baldosu yemek, insanımızın damak zevkine daha da lezzet katar oldu (!)  Artık pirinç almak için ne Tosya’ya ya ne de Dimyata gitmeye gerek kalmadı. Çünkü ithal pirinçler marketlerin ve pazar yerlerinin baş köşesini çoktan aldı ve halkımıza sunulur oldu. Eğer sahip çıkılmazsa pirincimiz gerilerde kalan bir anı olmaya namzet olarak karşımızda durmaya hazırlanmaktadır.

İnşallah çok geç olmadan kağnı arabaları, dövenler, yabalar ve çeltik patozların da olduğu gibi, toprağı yoğuran keşenleri, çeltik harmanlarını, dirgen ve harman süpürgeleri gibi alet ve edavatlarımızı da bir nostalji havası içinde şark köşelerinde hatırlamak ve süs olarak tarihe gömmek durumunda kalmayız !.. 

Eğer pirincimize sahip çıkabilirsek, bu emek ve üretimlerin varlığını yaşatmak fırsatını bulur, pirincin insanımıza iş, aş ve ekmek imkanı olmasını devam ettirmiş oluruz. Bu temennilerimle sofralarınızın pirinç yemekleriyle süslenmesi, damak zevkinizin Tosya Pirinciyle lezzetlenmesini dilerim...  


Yorumlar
H.BENEK  - ÜLKE SORUNU   |2009-10-13 15:17:37
ÜLKEMİZDE YÖNETİCİLER PLANLAMALARINI DÖNEMLERİNİ DİKKATE ALARAK
YAPIYOR. BU PİRİNÇLE BİRLİKTE BİR ÇOK ALANDA SORUN OLUYOR. ÖRNEGİN
BUNDAN 10 YIL ÖNCE TESTİLDE LİDER ÜLKE İKEN ŞİMDİ FİRMALARIMIZ PATIR,
PATIR BATIYORLAR. ÜLKEMİZ EKONOMİK POTANSİYEL AÇISINDAN TARIM,TESKTİL,
MOBİLYA KONUSUNDA İYİ DURUMDA OLABİLİR AMA İYİ BİR YÖNLENDİRME İLE.
MADENLER KONUSUNDA TOPRAKTAN ÇIKTIĞI GİBİ PİYASAYA ARZ EDİLMESİ BÜYÜK
BİR EKSİKLİKTİR. YANİ İDARE EDENLER YA YETENEKSİZ, YADA ÜLKEMİZ
BAGIMSIZLIĞINI KAYBETTİ, BAŞKALARI KENDİ ÇIKARLARINCA İDARE EDİYOR
ANLAŞILAN... BU HALKA ALLAH KOLAYLIK VERSİN...
mutlu   |2009-10-13 16:07:56
Çok iyi bir konuyu dile getirmişin arkadaşım. Maalesef Tosya pirinci marka
olmaktan çıkmaya yüz tutmuş.Eskiden herkesin bildiği Tosya pirinci, market
raflarında da yok, artık. Dikkat ediyorum, Osmancık pirinci revaşta ve
marketlerde çuval çuval yerini almış.Çok üzücü ancak bu konuda hep
birlikte hareket edip birşeyler yapmalıyız artık...
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir!

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme (Pazar, 11 Ekim 2009 20:24)

 


Yazarın Diğer Yazılarını Görmek İçin Tıklayınız...

Duyurular
Köyden Manzaralar
Haberler