Giriş Formu
Site İşlemleri
Kimler Sitede
Şuanda 4 konuk çevrimiçi
Ziyaret Sayısı
Bugün44
Dün112
Hafta589
Ay2952
Tümü34418

jbc vcounter
Anketler
Bu yıl ki yaz tatilin de Köyümüze gidecekmisiniz?
 
Günün Sözü
İlim adamları için yokluk içinde yaşadığı halde kanaat sahibi olmaktan daha değerli bir ziynet yoktur.
İmam Şafii -
Anasayfa Muhtarlarımız

Siyasiler Kişisel Gelişimde Zirve Mi?


Okunma Sayısı : 344

 

        

   Yüksel BAĞIŞLAR

   Yönetim ve Kişisel Gelişim Uzmanı


Kulluk vazifeyi kutsiyesini yerine getirmek için Cuma günleri hınca hınç dolan camilerin bahçelerinin de bazen yağmur ve kar pahasına dolup taştığını görmek mutluluk verir insana. Bazıları da zaman ve mekân gözetmeksizin kalabalıklara olta atıp gününü kurtarma derdindedir. Çanta, kilim, kalem, ayakkabı poşeti, kimlik kabı, terlik, şemsiye vs. satanlar… Onlar bir yudum lokmanın peşine düşen yurdum insanıdır. Bu nedenle nerde kalabalık orda tezgâh felsefesini bırakmazlar. Onları anladık anlamasına da ya siyasi rant için camilere tezgah açanlara ne demeli?  

Cuma günleri vatandaş çeşitli mazeretlerine binaen farzdan sonra diğer namazlarını hızlı bir şekilde kılarak imamla tesbihat yapmadan camiyi jet hızıyla terk ederler. Cemaatin büyük kısmını bu erken çıkan mazeretliler oluşturur.  Bu zaman, siyasi rantçılar için önemlidir. Zira tesbihatı beklemek ekmek kaybetmek gibi bir şeydir. Kalabalığın arasından koyu takımlı korumalar eşliğinde çıkılır bahçeye. Hızla uzaklaşmak yerine adımlar yavaşlar ve göz göze gelinen herkes, eski bir dostu bulmanın neşvesiyle kucaklanıp öpülmeye başlar. Derken, bir kalabalık yumağına dönüverir ortalık. “İstenmeyen olmuştur.” Bizim siyasi ne yapsın? 

Bir Cuma namazı çıkışında “mecburen” dikkatimi bir noktaya çevirmek zorunda kalıyorum. İnsanlar etrafını çevirdikleri bir zata, Leonardo da Vinci’nin tablosunu inceler gibi bakıyorlar. Sosyal psikoloji, ben de takılıyorum zat-ı muhtereme. Ahali, siyasi bir lider görmenin heyecanını yaşarken, imajı ve beden dili dikkatimi çekiyor. Astigmat olan gözlerimi ovuşturup tekrar tekrar bakıyorum. Ya bizim televizyon farklı gösteriyor ya da gözlerim iyice bozulmuş. Sevgili siyasimizin paçaları beş parmak kısa, fantezi kesim takım elbisesinin altına giydiği ayakkabılar ise yarım bot. Sanırım sünnet diye de sakal tıraşı olmadan çıkmış cami yoluna. Kim bilir, bu haliyle insanlardan bir insan gibi görünme hevesinde. Tokalaşması ve öpüşmesi tam bir lider havası görünümünde. Yürür gibi yapıp frenlerine asılması ise ayrı bir incelik. Öyle ya! Etrafın, teveccühüne mazhar olduğun insanlarla doluyken, gaza dokunmak yerine frenlemek en doğru olanı değil mi? Zat-ı muhterem de öyle yapıyor. Daire içinde daire. İlk daire; korumalarla belirlenmiş mahrem daire, ikincisi; kalabalığı yararak yakın teması başarabilenlerin içinde bulunduğu kişisel daire, üçüncüsü; kişisel daireye girmeye ve yakın temas sağlamaya çalışanların bulunduğu sosyal daire, dördüncüsü ise heyet-i umumiyenin bulunduğu genel daire. Aslında siyasinin arzusu, mahrem daireyi genişleterek herkesi aynı dairede buluşturmak olsa da ne mümkün? Mümkün olsa da bunun yeri, lider gibi davranıp insanlardan bir insan gibi görünemeye çalıştığın cami avlusu olmaz, olamaz. 

Devlet memurlarının öğle tatilinde takım elbiseyle Cuma Namazına gitmesi normal karşılanır. Buruşuk elbiseler, boyasız ayakkabılar, dağınık saçlar, solgun benizler, ümitsiz bakışlar onlara ayrı bir güzellik katar.  Çünkü onlar rant için değil kulluk için oradadırlar. Tabi ki sayın lider siyasetçiler de takım elbiseyle namaz kılabilir ancak devlet memuru görüntüsüyle takiye şemsiyesi altında olmaz bu işler. Ya “lider vatandaş” olacaksın ya da vatandaş. Temsil ettiğin makamın hakkını vermelisin, vermezsen adama dur derler. Vatandaş Leonardo da Vincinin tablosunu izler gibi bakar ama sahte olduğunu anlayınca, açık arttırmaya bile çıkarmaz. Zira o makam cami avluların da değil siyasi arenada temsil edilir.

“Estağfurullah” dedim ve yoluma devam ettim. Bize bu meslekte daha çok ekmek var. Bu ülkede zirveyi zorlayanlar kişisel gelişmemişse avam ne yapsın?                                                                                

Yorumlar
H.BENEK  - HOCAM   |2010-02-24 12:29:10
HOCAM ARAMIZA HOŞ GELDİNİZ, BİRİKİMLERİNİZİ BİZİMLE VE
MİLLETİMİZLE PAYLAŞDIĞINIZ İÇİN TEŞEKKÜRLER... BİLGİ UYGULANDIĞINDA
VEYA UYGULANMAK ÜZERE PAYLAŞILDIGINDA DEGERLİDİR... SELAMLAR, SAYGILAR...
mutlu   |2010-02-26 16:21:37
Hocam aramıza ve köyümüze hoş geldiniz. Resminizi ve yazınızı yeni
gördüm ve çok mutlu oldum. İlk yazınızı okudum, kendimi içinde buldum.
Eminim diğer okuyucularda aynı şekilde çok beğenmişlerdir. Yıllardır
kafama takarım. Hayatımızla ilgili ciddi kararlar verirken hep iki seçenek
çıkmıştır karşıma. Bunu seçmek irademiz dahilinde olup kaderimiz ona
göre mi belirlenir yoksa kaderimiz mi irademizi yönlendirir? Yazınız ışık
tuttu düşüncelerime. Teşekkürler. Herşey gönlünüzce olsun.
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir!

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme (Salı, 23 Şubat 2010 10:03)

 


Yazarın Diğer Yazılarını Görmek İçin Tıklayınız...

Duyurular
!!! Yazarımız Davut ZAT'ın; "Bir Devrez'imiz Vardı!" başlıklı yazısı eklenmiştir.

!!! Yazarımız Nüvit KARAOĞLU'nun; "Pembe Ruj" başlıklı anı yazısı  eklenmiştir.

!!! Yazarımız Sadi Mola'nın; "Çankırıya Bağlanmak" başlıklı yazısı eklenmiştir.

!!! Yazarımız Hüseyin BENEK'in; "  Anayasa Değişikliğine Evet mi Hayır mı? " başlıklı yazısı eklenmiştir.

Köyden Manzaralar
Haberler