Nüvit KARAOĞLU info@asagidikmenkoyu.com
“Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.” (Kanuni Sultan Süleyman) Sonbaharın hayatımıza iyiden iyiye yerleştiği Kasım ayının ilk günlerindeyiz. Soğuk sabahlara uyanıp, puslu akşamüstlerinde üşüyeceğiz. Mutlu olmak için gökten beyaz güller misali yağan kar tanelerini görmeyi bekleyeceğiz. Sonbaharın bir adı da hazan mevsimidir. Güz’dür, yaprak dökümüdür, hüzündür. Sanatçılara ilham veren şiirlere mısra, şarkılara melodi olan duygu yüklü mevsimdir. Güneşin yüzünü daha az gösterdiği bu romantik mevsimde, doğada meydana gelen değişikliklerin etkisiyle olsa gerek, ölümü kendimize bu ayda daha yakın hissedip, geçmişte yaşanan ayrılıkları daha çok hatırlarız. Bu duygu dalgalanmalarının yarattığı baskı bedenimizi de oldukça etkiler, yorgun düşürür ve hastalıklara karşı dirençsiz hale getirir. Ruh ve beden sağlığımızın birbirini ne kadar etkilediğini biliriz. Vücut sağlığımızı korumak için ruhumuzu da ihtiyaç duyduğu manevi gıdalarla beslememiz, güçlendirmemiz gerekir. Madem ki durum böyle o halde mutlu olmaya bakalım ve sağlıklı bir kış geçirelim diyebilmeyi istiyorum, ama ne yazık ki diyemiyorum. Çünkü uzun zamandır basın yayın organları A/H1N1 virüsünden bahsediyor. Sadece madeni paralarda 600.000 farklı bakteri bulunuyormuş. Pazarda satılan sebze ve meyvelerin üzerindeki bakteri tehlikesine karşı el sürmeden alış veriş yapmamız gerekirmiş. (Buna en çok pazarcılar sevinecek) En az 5 ay öpüşmeyi hatta tokalaşmayı kesecekmişiz. İnsanların toplu olarak bulunduğu ortamlara sinema, tiyatro vb. etkinliklere katılırken dikkatli olacağız. Otobüs, metro ve trenlerde bir tane virus taşıyan yolcu varsa etrafındaki on kişiye taşıyıcı olarak domuz gribi hastalığını bulaştırabilirmiş. Virüsten korunmak için hergün 1 kırmızı, 1 mor, 1 yeşil meyve yemeliymişiz. Tamam yiyelim yemesine de genetiği değiştirilmiş bol hormonlu meyve ve sebzelerle bağışıklık sistemimiz güçlenir mi ? Bu hastalığın ilacı, iğnesi yok mu? olmaz mıııııı…Var tabii aşısı var. Yaptırırız ve hastalık korkusunu atlatırız diyebilmeyi istiyorum, ama diyemiyorum. Sağlık konusunda yıllarca eğitim almış uzman doktorların biri çıkıp aşı yaptırmak gerekli derken, bir diğeri aşı yaptırmanın tehlikeli ve insan sağlığı üzerinde onarılmaz zararları olduğundan bahsediyor. Bize uygun görülen hayat, vesveseyle elimizi eteğimizi herşeyden çekip, birbirimizden uzak durarak yaşamak mı? İnsan yanımızı, dostluklarımızı askıya almak mı? Korkular evhamlara ruhumuzu teslim etmek mi? Dilerim ruhumuz da vücudumuzda hiç bir virüse boyun eğmez. |