
Davut ZAT davutzat@gmail.com
Tarihi süreç içerisinde, maddi ve manevi yönü olan ramazanlar, bayramlar ve tüm özel günlerin, gerek fert ve gerekse toplum hayatında çok önemli bir yeri ve eşsiz değeri vardır. Bayramlar, her millette görülen ve toplumun bütün fertleri tarafından benimsenmiş, tüm halkın katılım ve kabulü sağlanarak kutladığımız ortak değerlerimizdendir. Bütün bayramların dini ve milli bir inanıştan, o toplumu ilgilendiren ortak bir inanç, gelenek ya da duygulardan doğduğu bilinmektedir. Bayramların kutlanma şekli, milletlerin şahsi, sosyal, psikolojik ve ekonomik yapılarıyla doğrudan alâkalıdır. Değerlerini muhafaza etme gayreti içinde olan ülkemizde de bayram kutlamalarının önemi bir başkadır. Bu günler, ortak sevinç ve neşe günleri, hoşgörü, kaynaşma, dayanışma, sevgi ve saygının doruk noktasına ulaştığı müstesna zaman dilimleri olarak değerlendirilir. Hayatın bitmek tükenmek bilmeyen sıkıntıları içerisinde bunalan, bitkin ve yorgun hale gelen insanlar, bayram vesilesiyle yeniden motive olmakta, dinamizm ve zindelik kazanarak huzura kavuşturmaktadır. Çünkü bayram kutlamaları, bu günlerin ruhuna uygun bir şekilde olmaktan git gide uzaklaşmaktadır. Eski zamanlarda olduğu gibi duygu yoğunluğu ve coşku ile geçirilmek istense de sadece akraba ziyaretleriyle ve adeta protokolvari bayramlaşmalarla sınırlı kalmaktadır. Artık, bir bayram olarak değil, özel tatil iznine dönüştürülmüş haliyle tatil köylerinde, turizm mekânlarında ve yıldızlı otellerde zaman geçirilerek bayramlarımız değersizleştirilmektedir… Hal böyle olunca bayramın gerçek manasından uzaklaşılmakta, bir ibadet olma özelliği ve sosyal açıdan taşımakta olduğu anlamı da zayıflamaktadır. Teknolojinin günlük hayatımıza her geçen gün biraz daha yerleşmesiyle oluşan duygu kaybı, yerini mekanikleşmeye bırakmıştır. Kapitalist yaklaşımın ve maddeciliğin toplumu parçalara böldüğü, bireyciliği ve bencilliği körüklediği günümüzde bu türden değerler, maneviyatına, kültürüne ve değerlerine sahip çıkamayanlar için maalesef yukarıda bahsedildiği şekilde tatil yapmaya dönüşmüştür. Bizzat yapılan ziyaretler terk edilmiş, yerini telefon veya cep mesaj servislerinden gönderilen mekanik SMS’ lere bırakmıştır. Bu türde bayramlaşanlar olduğu gibi, ramazan bayramının ruhuna uygun olarak kutlama çabası içinde olanları da görmezden gelmek haksızlık olur. Nitekim bizim köklerimiz olan köylerimizde de bu çabayı görmek mümkündür. Eski dönemlerden aldığı kültürel mirası ve yaşam biçimlerini bugünlere taşımasını bilmiş ve bayramları da büyük bir coşku içinde yaşamasını bilmiştir… Bayrama hazırlık bizde birkaç gün önceden başlar. "Bayram temizliği" denen özel bir çalışmayla bir başka aydınlanır yuvalarımız. Annelerimizin, bayram için kendi elleriyle hazırladıkları tatlı çeşitleri, börekler, sarmalar ve yöresel yemekler, bir bir süsler mutfakları...Bayram sabahı tatlı bir telaşla akın akın koşar ihtiyar, genç, çocuk hepside Bayram Namazı için. Namazda okunan hutbe ve getirilen tekbirler ruhlara serinlik verirken tüm dünyada aynı sedanın aksettiği düşüncesi güç verir tüm inananlara… Namaz sonrası cami avlusunda gerçekleştirilen bayramlaşmanın güzelliği tek kelimeyle eşsiz diye tarif edilebilir ancak! Her yıl tekrarlanan ve yaş sırasına göre dizilmiş büyüklerden en küçüğüne kadar tek tek yapılan bir bayramlaşma şeklidir. Dargınlıklar barışa dönüşür, çocuklar bugünün farklı olduğunu kavrarlar. Hoş görü, sevgi sunumu, yüzlerdeki tebessüm, tatlı heyecan her hepsi… bayrama özgüdür ve gerçekten özel bir zaman dilimidir yaşanan an! Sonrasında da yaş guruplarına göre ayrılan köylüler öbek öbek bir araya gelerek bayram gezisini başlar. Kim var, kim yok gezilir bir bir. Yaşlı, hasta, büyük , küçük, atlanmaz ev sıraları. Herkesin gönlü alınır. Hatırları sorulur. Tabiî ki alış veriş karşılıklıdır. Bu ziyaretin ve hatırlanmanın karşılığı olarak da hayır dualarla uğurlanır bayram ziyaretçileri. Yüzlerde tebessüm, ağızlarda tatlılar. Her gittiğiniz yerde tok dahi olsanız kurulmuş sofralar hazırdır. Yenmeden kalkılmaz sofradan, tatlanmadan ağızlar, çıkılmaz evlerden… Vesselam bayram bayram gibi yaşanır bizde… Bu nedenle olmalı ki, herkes bayramda koşar gelir köyüne. Kökleriyle, kültürüyle, gelenekleriyle, örf ve adetleriyle buluşur böylelikle. Ülkemizin çeşitli bölgelerinde de bayram şenlikleri ve eğlenceleri ile toplu tören ve merasimler tertiplenmektedir. Bu kutlama şekilleri, birlik ve beraberlik ruhunun en güzel örneğini sergilemektedir. Bazı yörelerde ise bir gelenek olarak herkese yemek ikramları yapılır. Böylece misafire ikramın ve cömertliğin en güzel örnekleri sunulur topluca yapılan bayramlaşmalarda. Bu durum aynı zamanda bir bereket ve nimet olarak da nitelendirilir insanlarımız arasında… Bayram yapamayanlara bayramı yaşatmak, bayramı yaşamak kadar güzeldir insanların iç ve dış dünyasında. Mutlu kalabilmek için mutlu etmesini bilmenin önemi bir kez daha anlaşılır böylelikle bayram ziyaretlerinde..! Sağlık ve sıhhat içinde nice bayramlara sevdiklerinizle birlikte tekrar tekrar kavuşmanız dileklerimle; İyi Bayramlar… |