Giriş Formu
Site İşlemleri
Kimler Sitede
Şuanda 10 konuk çevrimiçi
Ziyaret Sayısı
Bugün43
Dün112
Hafta588
Ay2951
Tümü34417

jbc vcounter
Anketler
Bu yıl ki yaz tatilin de Köyümüze gidecekmisiniz?
 
Günün Sözü
İlim adamları için yokluk içinde yaşadığı halde kanaat sahibi olmaktan daha değerli bir ziynet yoktur.
İmam Şafii -
Anasayfa Köyün Tarihçesi

Her Memleket İsminin Bir Hikayesi Vardır


Okunma Sayısı : 147


 

 Sitemiz yazarlarından Mutlu BEZMEK'in (YILDIRIM) köyümüzün isminin nereden geldiğine dair yaptığı bir araştırma yazısını sizlerle paylaşıyoruz.

Her memleketin, ona bugünkü adını veren bir hikayesi vardır. Ben de bu yazıma 10-11 yaşlarımda ilk kez babamdan ve Kastamonu Kalesini dolaşırken büyük bir keyif alarak dinlediğim ve sonraları tekrar tekrar anlatılmasını istediğim bir hikaye ile, Kastamonu’nun hikayesi ile başlamak istiyorum.

Kastamonu’nun isminin kökenine ilişkin çeşitli rivayetler söz konusudur. Bunlardan birisine göre, Bizans döneminde Kastamonu’ya büyükçe bir kale yapılmış ve kente de ”kommenler kalesi” anlamındaki “kastra kommen” adı verilmiştir. Bir başka rivayete göre ise Kastamonu, adını Oğuz Boyları zamanında kullanılan ve  ‘Oğuz Kenti’ anlamına gelen “gas-tuman”  sözcüğünden almıştır.  Etimolojik açıdan bakıldığında, Kastamonu adının kökenine ilişkin daha kabul edilebilir bu iki rivayetin dışında, hikayemsi bir özellik taşıması nedeniyle halk arasında daha fazla kabul gören ve benim de babamdan dinlediğim bir rivayet işe şöyle:  Kastamonu kalesi yüksek ve uzun surlarla çevrilidir. Bu nedenle, uzun süreli kuşatmalara karşın Türkler, kaledeki Bizans hakimiyetine bir türlü son verememektedirler.  Bizans tekfurunun kızı Moni ve ailesi de bu kalede yaşamaktadır. Hikaye bu ya, Moni kaleyi kuşatan Türk komutanına aşık olur ve bekleneceği üzere bir gece kalenin anahtarlarını Türk komutanına atar.  Ancak bu sırada babası tarafından yakalanır ve öfkeli baba kızına şu şekilde bağırır:  “Kastın neydi Moni?”  Çılgına dönen baba bununla da kalmaz ve kızını da kaleden aşağıya atıverir.  İşte kızgın babanın o günkü sözleri gel zaman git zaman olur size ‘Kastamonu’. Kale, Moni’nin Türk aşığına attığı anahtarlar sayesinde mi fethedilmiştir bu bilinmez ancak Moni’nin, kale surlarından düştüğü yere gömüldüğü yaygın bir inanıştır.

Rivayetler böyle… içerisinde hüzünlü bir aşk hikayesi barındırdığından olsa gerek benim gönlüm bu son rivayetten yana ancak karar elbette sizin.

Peki ya Tosya? Tosya adı nereden geliyor? Doğrusu bu yazıyı yazana kadar bunu ben de bilmiyordum. Ancak büyük bir merakla, hepimiz için araştırdım ve iki rivayet ile karşılaştım. İlki şöyle:  Bizanslılar döneminde kullanılan ve  “Dostlar Şehri” anlamına gelen “Doceia” sözcüğü zamanla “Tosya” şeklini alır.

Diğeri ise yine halk arasında anlatılagelen bir hikaye ve bu hikaye, türbesinden hatırlayacağınız Hamza Baba ile başlıyor: 

Hamza Baba ve yakın arkadaşı Yalınkılıç kendilerine yeni bir yaşam kurabilecek topraklar aramaktadırlar ve Tosya bölgesine geldiklerinde adeta büyülenirler. Burası, dağların ardına gizlenmiş saklı bir cennet bahçesidir. Çeşit  çeşit ağaçlar, şırıl şırıl akan sular, rengarenk açan çiçekler ve tüm bunlara eşlik eden kuş sesleri… Durum böyle olunca, bekleyeceğiniz üzere buraya yerleşmeye karar verirler. Günler, haftalar, aylar geçer… Bir gün Yalınkılıç uzaktan gelen bir toz bulutu görür ve Hamza Baba’ya seslenir: “Düşman geliyor!”  Hamza Baba gelenlere uzun uzun bakar ve; “Bayrakları görmüyor musun? Düşman değil gelenler, dost ya! Onlar Oğuz Boyları,”  karşılığını verir.  Hamza Baba’nın o gün “düşman değil gelenler” diye işaret ettiği Oğuz Boyları Tosya’ya yerleşmeye başlarlar. O günlerden başlayarak bu cennet köşesi “Dosya” adıyla anılır olur ve zamanla da bugünkü şeklini alır.

Kastamonu, Tosya derken sıra geldi köyümüze. Ne yazık ki köyümüzün adının nereden geldiğine ilişkin net bir bilgi bulunmamaktadır. Köyümüze ilişkin tüm kayıtlar, Köy Meydanında bulunan köy konağında çıkan bir yangında kül olunca, bugüne yalnızca ağızdan ağza anlatılan şu rivayet kalır:

Oğuz Boylarının “Dikmen Tepesi” adını verdiği bugünkü “Yukarı Dikmen” bölgesinden halk arasındaki lakapları Karaylan ve Saraylan olan birisi sarışın diğeri esmer iki kardeş daha aşağılara yani köyümüzün şu anda bulunduğu yere yerleşirler. Ayrıldıkları yüksek yer “Yukarı Dikmen” olunca, yeni yerleştikleri yere isim vermek de zor olmaz: “Aşağı Dikmen”.   

Eveeet… İsimler ve kökenleri bu şekilde. Elbette bu konuda yeni bilgilere ulaştığımızda, kulağımıza yeni rivayetler geldiğinde bu sayfada sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.          

Görüşmek üzere.

Hoşça kalın..

 

Yorumlar
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir!

3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."

Son Güncelleme (Çarşamba, 06 Mayıs 2009 12:12)

 
Duyurular
!!! Yazarımız Davut ZAT'ın; "Bir Devrez'imiz Vardı!" başlıklı yazısı eklenmiştir.

!!! Yazarımız Nüvit KARAOĞLU'nun; "Pembe Ruj" başlıklı anı yazısı  eklenmiştir.

!!! Yazarımız Sadi Mola'nın; "Çankırıya Bağlanmak" başlıklı yazısı eklenmiştir.

!!! Yazarımız Hüseyin BENEK'in; "  Anayasa Değişikliğine Evet mi Hayır mı? " başlıklı yazısı eklenmiştir.

Köyden Manzaralar
Haberler