Yüksel BAĞIŞLAR Yönetim ve Kişisel Gelişim Uzmanı
Püryan olmuş gönüllerin, onulmaz aşkların, en duru sevgilerin, en karmaşık duyguların ve en özel anların pervasızca yazıldığı, her kelimesinden sevgi, özlem ve aşk fışkıran o eski mektuplar… Açmaya kıyamadığınız, açarken bile itina göstererek avuçlarınızla okşadığınız, duyulmasa da harflerinin arasında sevgilinin kokusunun arandığı öksüz mektuplar… Her biri farklı anlamlar yüklü renklerle bezenmiş, kapaklarına özel mesajlar yazılan zarflara, özenle yerleştirilmiş ve içine muhakkak kurumuş gül yaprağı konan hasret gönüllerin tercümanı o eski mektuplar… Açtığınızda, satırlarının arasında sevgilinin nur cemali belirir aniden flu bir şekilde. Hem onu seyreder, hem de ondan dökülen aşk namelerini dudaklarından duyar gibi hissedersiniz. Heyecanını döktüğü mektup kâğıdından sevgisini haykırırken, kimi zaman tebessüm eder, kimi zaman göz kırpar, kimi zaman da el sallar sevgiliye hayal de olsa… Her kelimesi, her satırı itina ile okunur bir solukta. Sonra bir daha ve bir daha. Her okuyuşta ayrı bir anlam, ayrı bir sevgi ve ayrı bir hasret soluklanır cümlelerinin arasında. Aslında olmasa da, beklenen, hasret duyulan ve susanan aşk nameleri hayal edilir satırlarda. Her sözcük farklı bir resme bürünür ve şekilden şekle girer hayal sinemasında. Bunun adı özlemdir, sevgidir, aşktır, namedir, hasrettir, vuslattır… Ne derseniz deyin her kelime ile ayrı bir şarkı terennüm edilir satırlarında. Ahh! o eski mektuplar… Unutmayın! Mektuplar eskidi belki ama bizler aynıyız… İfade edilemeyen duyguların, haykırılamayan aşkların, harap olmuş gönüllerin, karşılıksız sevgilerin mabeyniyiz biz. Muhakkak ifadede aciz kaldığımız, haykırmaktan korktuğumuz ve hayalinden ürperdiğimiz aşklara beşiklik yapan gönüller taşıyoruz. Evet, eğer gerçekten sevginiz sizi lal yapmışsa, davranın kaleminize ve selam verin o eski mektuplara, sevginizi gömün satırlara ve sevginiz kayıt edilsin hatıralara… |