• slayt
  • slayt
  • slayt
  • slayt
  • slayt
  • slayt
  • slayt
  • slayt
  • slayt
  • slayt
  • slayt
DAHA İYİ GÜNLER

Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşım yanıma geldiğinde halini hatırını sormak istedim. Nasılsınız sorusu klasiktir ya, genelde de sorunun cevabına iyiyim siz nasılsınız cevabı alınır. Ama bu sefer hiç beklemediğim ve açıkçası ilk defa bu soruya karşılık duyduğum ilginç bir cevap aldım. “Daha iyi günlerim oldu.”  Üzülsem mi gülsem mi bilemedim ama cevabı çok hoşuma gitmişti.

Bu cevap üzerinden yine ekonomi dolu olsa da hem sosyal hem ekonomik olaylara bakmak istedim. Bu köşeden siz değerli okuyuculara ekonomik görünüm yazısı ile fikirlerimi paylaşmıştım. Yazımızın üzerinden neredeyse  bir yılı aşkın süre olacak.

Ülke olarak da birey olarak da cidden çok iyi günlerimiz olduğunu söyleyebiliriz. Hem dünya hem ülke olarak bu kadar sıkıntılı, kötüye giden ve umutsuz bir dönem geçirmemişizdir diye düşünüyorum. Çok uzağa gitmeden pandemi dönemiyle tüm dünyayı kasıp kavuran virüsten tutunda yanı başımızda patlak veren ve neredeyse üçüncü dünya savaşına giden bir süreci yaşadık. Üstüne üstlük de ekonomik krizler, yüksek enflasyon da cabası oldu.

Ülkemizin faiz, enflasyon, kur üçgeninde yaşadığı zorlu süreç beraberinde tüm toplumun sorunu iliklerine kadar hissettiği bir süreci beraberinde getirdi. Ülke yöneticilerinin bu süreçte verdiği mücadele enflasyonun kur ve faize tercih edilmesine neden oldu. Faiz tek haneye, kur sabit hale getirildi. Peki enflasyon? Onu da yeni yılda icabına bakılacağı söyleniyor. Kısa sürede enflasyonla mücadelenin mümkün olmadığı aşikâr. Bu süreç uzun yıllar alacak. Şu anki fiyatlara artık uzun yıllar alışmamız gerektiğini bilmekle birlikte fiyatların artık sürekli artış yönünde gitmemesi sağlandığında mücadele başarılı olacak. Fakat görünen o ki gelen maaş zamları, fiyatlara yapılan zamlar ve devam eden bu döngüden kurtulmak hiç de kolay olmayacak.

Kur, faiz ve enflasyon ile mücadele yetkili organların meselesi ama esas mücadelenin sosyal ve ekonomik olarak tüketici tarafında olması gerektiğine inananlardanım.  Uzun süredir enflasyon altında ezilmiş, çağın gerisinde kalmak zorunda kalmış bir ülke portresinde gelişmeye çalışan, çağın gereklerinden uzak kalmayan bir ülke konumuna gelirken bu süreçte yapılan birçok yeniliğin de elbet olumsuz sonuçları olacaktı ve olmaya da devam ediyor.

Toplum olarak evimize alınan birçok eşyayı uzun yıllar biriktirip sonra elde ettiğimiz dönemden, kolayca paraya ulaşarak alabildiğimiz bir döneme geçtik. Önce biriktirip sonra aldığımız dönemin yerini, önce alıp sonra ödediğimiz dönem aldı. Dolayısıyla gelecekteki kazancını şimdiden harcayan toplum kolay paraya banka aracılığıyla kavuşmanın rahatlığı ile tükete bildiği kadar tüketti. Tüketim toplumu rahata, harcamaya, paraya kolay ulaşmaya alıştı. Hep yeni, hep iyi, hep lüks isteğine dem vurulamadı. Gelinen süreçte de bunun devam edeceğine işaret ediyor.

Bu konuyla ilgili olarak son zamanlarda Tosya özelinde yaşadığım ama eminim ki tüm ülke nezdinde de durumun farklı olmadığını düşündüğüm bir hadise ile yazımızı sonlandıralım. Apple firmasının ürettiği ıphone telefonun son serisi olan iphone 14 modelini daha uygun fiyata almak için (24-58 bin arasında fiyatı değişiyor-muş) Gürcistan’a kadar her gün ilçemizden sefer düzenlendiğini, bazı ailelerde neredeyse her ferdinin bir telefon aldığını, alan kişilerin de çoğunluğun asgari ücretli olduğunu duydum. Üretim için mücadele vermek isterken tüketimin geldiği üzücü durum umutlarımı azalttı. Sosyal olarak geldiğimiz ahlaki uçurumu bir yana bırakıp ekonomik olarak geldiğimiz uçurumla mücadelenin daha da zorlu geçeceğini düşünüyorum.

Yazıma son verirken uzun zamandır yazamadığım için Davut Zat abime sizlerin huzurunda özrümü iletmek istiyorum. En kısa zamanda tekrar görüşmek dileğiyle. Sağlıcakla kalın..



Sait Sadi MOLA

Okunma Sayısı: 684


3.238.174.191








YAZARIN DİĞER YAZILARI

Kastamonu Tosya Aşağıdikmen Köyü

© Copyright 2022  V4.1 Tüm Hakları Saklıdır. | Dernek Sitesi | Köy Sitesi


Top